2024-2025
öğretim yılı sona erdi. Sınav sonuçları yavaş yavaş açıklanmaya başlandı.
Herkes gelecek yıla hızla hazırlık yapıyor. Ancak geçtiğimiz öğretim yılı
okullarda yapılanlara ilişkin bir sorgulama, bir hesap, bir muhasebe yapılıyor
mu yapılmıyor mu sorusunu insan merak ediyor. Eğitim öğretim faaliyetlerinde ne
yapıldı? Hangi alanlarda hangi sonuçlar elde edildi sorusuna ilişkin eğitim
alanındaki karar vericilerin cevap verip veremediklerini topluma açıklama gibi
bir sorumlulukları yok mu?
Muhasebe
kavramı çağdaş dünyada önemli bir yönetim aracı olarak varlığını
sürdürmektedir. Muhasebe kavramının kelime ve terim olarak anlamı kolayca
bulunabilir. Bilgiye ulaşımın bu kadar hızlı olduğu, yapay zekanın bu kadar
yaygınlaştığı bir dönemde bu çok kolay.
Muhasebenin terim
olarak tanımına bakınca; Ekonomik faaliyetlerde bulunan tüm kuruluşların mali
nitelikteki işlemleri ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden,
sınıflandıran, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden
bir bilim dalıdır şeklinde bir tanımla karşılaşılıyor.
Muhasebenin Sözlük Anlamı olarak
ise; Hesaplaşma, karşılıklı hesap
görme, Hesap işleriyle uğraşma, Hesapların bütünü, Hesap işlerinin
yürütüldüğü yer, saymanlık gibi anlamları var.
Muhasebe,
gelir gider arasındaki dengeyi somut verilerle sorgulamaktır. Muhasebenin üretim-tüketim
dengesini, kâr-zarar durumunu dikkate alarak örgütün/işletmenin gidişatını
sorgulamak, takip etmek, yönetenlere, işletme sahiplerine veri sağlama,
sorgulama yapma, takip etme gibi hayati bir işlevi vardır.
Esnaf
dükkanlarında hesabını bilen tüccar ile hesabını bilmeyen tüccarın durumlarına
ilişkin görseli görmeyen yoktur.
Muhasebe
her ne kadar ekonomik faaliyetlere yönelik olarak ele alınsa da aslında
kelimenin anlamı itibariyle hemen her alanla ilgisi bulunmaktadır.
Eğitimde
muhasebe ölçme değerlendirme ile yapılır. Muhasebenin her alanda yapılması
zorunludur. Ancak muhasebenin şekli, yöntemi, araçları, faaliyetin türüne ve
niteliğine göre değişir.
Muhasebedeki
mizan, bilanço, gelir gider tablosu, genel ve özel hesaplara ilişkin
uygulamalar, kontrol yöntemleri her alanda aynı şekilde uygulanamaz. Örnek
olarak eğitim alanında okul düzeyindeki muhasebe dahi personel yönüyle farklı,
öğrenci yönüyle farklı, maddi kaynakların kullanımı yönüyle farklı olmak
zorundadır. Ancak tüm bu farklılıklara rağmen muhasebe kavramının temelinde var
olan belirli bir dönemdeki faaliyetlerin gözden geçirilmesi, gelir-gider,
kâr-zarar yönüyle bir takip, sorgulama ve kontrolün yapılması zorunluluktur.
Medeniyet
ayrıntıda gizlidir sözündeki çerçeve gibi her işin ayrıntılarına göre farklı
muhasebe yöntemleri geliştirmek zorunludur ancak, mutlak bir surette muhasebe
yapılmalıdır. Aksi takdirde hesabını bilmeyen tüccar durumuna düşülmesi
kaçınılmazdır.
Eğitim
sistemimize bu genel çerçeve sınırları içinde bakıldığında önemli eksikliklerin
varlığı ile karşılaşılmaktadır.
Bu
yönüyle Milli Eğitim Sistemi tam bir hesabını bilmeyen tüccar görüntüsündedir.
Muhasebede
işletmelerin dönemsel olarak gözden geçirilmesi gerekir. Milli Eğitim
Bakanlığında personele yönelik bir gözden geçirme sürecinden söz edilemez. Göreve
başlayan, ataması yapılan bir personelin ne derece verimli, işinin gereğini
yapıyor sorusuna cevap veren bir işleyiş sistemi bulunmamaktadır.
Milli
Eğitim Bakanlığı devlet bürokrasisinin tüm alanlarında olduğu gibi hiyerarşik
bir yapıda işler. Hiyerarşide üstün altı kontrol etme sorumluluğu vardır. Ancak
bunu takip eden rasyonel bir sistem bulunmamaktadır. Geçmişte sicil amirliği
diye bir düzen var olmakla birlikte bu da gerektiği gibi işletilememesi
nedeniyle tümden kaldırıldı. Artık kimin ne derecede işinin/görevinin gereğini
yapıyor sorusuna cevap veren bir sistem yok. Zaman zaman performansa dayalı bir
sistemin adı anılsa da hiçbir zaman hayata geçirilemedi. Personel verimliliğine
ilişkin bir muhasebenin yapılması ve yapılmaması durumuna göre sistemin
işleyişinin dizayn edilmesi gerekmektedir.
Mevcut personel
işleyiş düzeni önleyici anlayış yerine tepkisel bir anlayışla götürülmektedir.
İstenmeyen durumların olması halinde buna şahit olan hiyerarşik üstün
yaklaşımına/anlayışına göre görmezden gelme veya soruşturma yapma/yaptırma
şeklinde iki alternatifli bir işleyiş söz konusudur.
Eğitim
sisteminde uygulanan personel politikaları irdelendiğinde rasyonel sonuç alıcı,
çözüm üreten işleyiş süreçlerinin olmaması nedeniyle hiyerarşik üstler çoğu
zaman görmezden gelme seçeneğini kullanmayı tercih ederek kişisel yollarla
çözüm bulma yoluna gitmektedir. O zaman da kişi sayısı kadar uygulama
çeşitliliği ortaya çıkmaktadır. Bu ise bilim ve akla uymayan bir işleyiş
düzenini ortaya çıkarmakta, kişilere bağlı bir düzeni doğurmaktadır. Kişilerle sınırlı
bir sistemin verimli, nitelikli ve kaliteli ürün vermesi, işlemesi mümkün
değildir.
Görmezden
gelinemeyecek kadar büyük, kapsamlı sorunlar ise soruşturma yöntemiyle
çözülmeye çalışılmaktadır.
Soruşturma
işleyiş düzeninde de önemli sorunlar vardır. Hiyerarşik düzende etkin/rasyonel
işletilen bir denetim sisteminin kurulamamış olması sistemdeki handikapları
kısır döngüye dönüştürmekte ve sorunlar her geçen gün daha da çözümsüz hale
gelmektedir.
Sonuç
olarak eğitim sisteminde personele yönelik bir muhasebe süreci bulunmadığı için
hesabını bilmeyen tüccar misali kendi halinde işleyen bir görüntü olduğu
söylenebilir. Sistemin rutin işleri yerine getirilmekte ancak nitelik/kalite/verimlilik
yönüyle bir değerlendirme yapılamamaktadır. Rutin işlerin yapılıyor olmasını
nitelik olarak kabul etmek çağdaş rakiplere karşı geri kalınmasına neden
olmaktadır.
Eğitim
müfredatına ilişkin bir muhasebe sistemi denilince akla ölçme değerlendirme
süreci gelmesi gerekiyor. Eğitim müfredatı/program geliştirme sürecindeki ölçme
değerlendirme faaliyetlerinin ne kadar sağlıklı yürütüldüğüne ilişkin sorunun
cevabı ancak ve sadece e-okul sistemindeki notlara bakılarak verilebilmektedir.
E-okul
sistemi bir yönüyle ölçme değerlendirme faaliyetlerine ilişkin çıktıları
sunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı da e-okul sistemi üzerindeki verileri hemen
her alanda kullanmaktadır.
Buna
rağmen e-okul sistemindeki verilerin ne kadar sağlıklı olduğu sorusu üzerinde
de sorgulayıcı bir anlayışla durmak zarureti gün gibi apaçık ortadadır.
E-okul
sistemi mevzuatın belirlediği çerçeveye göre programı/müfredatı uygulama
sorumluluğu verilmiş kişilerin/öğretmenlerin değerlendirmelerinin kayıt
edilmesine imkan vermektedir.
Öğretmenlerin
sisteme girdikleri notların sağlıklı olduğu konusunda önemli soru işaretleri
bulunmaktadır.
Milli
Eğitim Bakanlığı bu konuda bir denetim/kontrol/muhasebe sistemi kurmamıştır. Öğretmenlerin
verdikleri notların ne kadar sağlıklı olduğunu sorgulayan bir çapraz
değerlendirme sistemi bulunmamaktadır.
Milli
Eğitim Bakanlığı sisteminde öğrencinin bir yıl boyunca edindiği kazanım/beceri
düzeyinin objektif bir şekilde ölçen şeffaf bir sistem yoktur. Öğretmenin
verdiği not tek göstergedir. Bu ise okullar arasında, aynı okulda sınıflar
arasında, öğretmenler arasında standartlaştırılabilmiş değildir.
Öğrencilerin
edindikleri nitelik düzeyi eğitim hayatları boyunca ortaokulun sonunda LGS
sınavına kadar hiçbir objektif/standart ölçmeye tabi tutulmamaktadır. Bir
fabrika düşünün ki, girdi ile çıktı arasında bir karşılaştırma yapılmıyorsa o
fabrikanın verimliliğine dair hangi veriye göre söz söylenecektir sorusunun
cevabı verilemesin. Tam bir hesabını bilmeyen tüccar görüntüsü. Sisteme
harcanan kaynakların ne derece etkin kullanıldığı, iş görenlerin niteliğine
dair herhangi bir ölçme/değerlendirme/muhasebe yapılmıyorsa bu işletmenin durumu
konusunda iyimser olmak oldukça zor.
Eğitim
sisteminde girişten itibaren yedi yıl boyunca standart ölçme araçları kullanılarak
ölçülmeyen yeterlikler tamamen anne-babaların anlayışına terk edilirse böylesi
bir sistemin sağlığından söz etmek mümkün olmayacaktır. İlkokulun sonunda
öğrenciler ne derece istendik niteliklere sahip olarak yetişti sorusunun cevabı
verilmezse bu öğrencilerin eksik veya fazlalıkları konusunda akıl ve bilim ölçülerine
göre değerlendirme yapmak da mümkün olmayacaktır. İlkokullarda görevlendirilen
kişilerin görevlerini ne derece nitelikli yaptıklarının muhasebesinin
yapılmaması da yine sistem açısından önemli açıklardandır. Eğitim
sistemimizdeki bu muhasebesizlik her alanda hastalıklara, anomalilere yol açmaktadır.
