20 Temmuz 2025 Pazar

Eğitimde Muhasebe İhtiyacı Üzerine

2024-2025 öğretim yılı sona erdi. Sınav sonuçları yavaş yavaş açıklanmaya başlandı. Herkes gelecek yıla hızla hazırlık yapıyor. Ancak geçtiğimiz öğretim yılı okullarda yapılanlara ilişkin bir sorgulama, bir hesap, bir muhasebe yapılıyor mu yapılmıyor mu sorusunu insan merak ediyor. Eğitim öğretim faaliyetlerinde ne yapıldı? Hangi alanlarda hangi sonuçlar elde edildi sorusuna ilişkin eğitim alanındaki karar vericilerin cevap verip veremediklerini topluma açıklama gibi bir sorumlulukları yok mu?

Muhasebe kavramı çağdaş dünyada önemli bir yönetim aracı olarak varlığını sürdürmektedir. Muhasebe kavramının kelime ve terim olarak anlamı kolayca bulunabilir. Bilgiye ulaşımın bu kadar hızlı olduğu, yapay zekanın bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde bu çok kolay.  

Muhasebenin terim olarak tanımına bakınca; Ekonomik faaliyetlerde bulunan tüm kuruluşların mali nitelikteki işlemleri ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden bir bilim dalıdır şeklinde bir tanımla karşılaşılıyor.

Muhasebenin Sözlük Anlamı olarak ise; Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme, Hesap işleriyle uğraşma, Hesapların bütünü, Hesap işlerinin yürütüldüğü yer, saymanlık gibi anlamları var.

Muhasebe, gelir gider arasındaki dengeyi somut verilerle sorgulamaktır. Muhasebenin üretim-tüketim dengesini, kâr-zarar durumunu dikkate alarak örgütün/işletmenin gidişatını sorgulamak, takip etmek, yönetenlere, işletme sahiplerine veri sağlama, sorgulama yapma, takip etme gibi hayati bir işlevi vardır.

Esnaf dükkanlarında hesabını bilen tüccar ile hesabını bilmeyen tüccarın durumlarına ilişkin görseli görmeyen yoktur.

Muhasebe her ne kadar ekonomik faaliyetlere yönelik olarak ele alınsa da aslında kelimenin anlamı itibariyle hemen her alanla ilgisi bulunmaktadır.

Eğitimde muhasebe ölçme değerlendirme ile yapılır. Muhasebenin her alanda yapılması zorunludur. Ancak muhasebenin şekli, yöntemi, araçları, faaliyetin türüne ve niteliğine göre değişir.

Muhasebedeki mizan, bilanço, gelir gider tablosu, genel ve özel hesaplara ilişkin uygulamalar, kontrol yöntemleri her alanda aynı şekilde uygulanamaz. Örnek olarak eğitim alanında okul düzeyindeki muhasebe dahi personel yönüyle farklı, öğrenci yönüyle farklı, maddi kaynakların kullanımı yönüyle farklı olmak zorundadır. Ancak tüm bu farklılıklara rağmen muhasebe kavramının temelinde var olan belirli bir dönemdeki faaliyetlerin gözden geçirilmesi, gelir-gider, kâr-zarar yönüyle bir takip, sorgulama ve kontrolün yapılması zorunluluktur.

Medeniyet ayrıntıda gizlidir sözündeki çerçeve gibi her işin ayrıntılarına göre farklı muhasebe yöntemleri geliştirmek zorunludur ancak, mutlak bir surette muhasebe yapılmalıdır. Aksi takdirde hesabını bilmeyen tüccar durumuna düşülmesi kaçınılmazdır.

Eğitim sistemimize bu genel çerçeve sınırları içinde bakıldığında önemli eksikliklerin varlığı ile karşılaşılmaktadır.

Bu yönüyle Milli Eğitim Sistemi tam bir hesabını bilmeyen tüccar görüntüsündedir.

Muhasebede işletmelerin dönemsel olarak gözden geçirilmesi gerekir. Milli Eğitim Bakanlığında personele yönelik bir gözden geçirme sürecinden söz edilemez. Göreve başlayan, ataması yapılan bir personelin ne derece verimli, işinin gereğini yapıyor sorusuna cevap veren bir işleyiş sistemi bulunmamaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı devlet bürokrasisinin tüm alanlarında olduğu gibi hiyerarşik bir yapıda işler. Hiyerarşide üstün altı kontrol etme sorumluluğu vardır. Ancak bunu takip eden rasyonel bir sistem bulunmamaktadır. Geçmişte sicil amirliği diye bir düzen var olmakla birlikte bu da gerektiği gibi işletilememesi nedeniyle tümden kaldırıldı. Artık kimin ne derecede işinin/görevinin gereğini yapıyor sorusuna cevap veren bir sistem yok. Zaman zaman performansa dayalı bir sistemin adı anılsa da hiçbir zaman hayata geçirilemedi. Personel verimliliğine ilişkin bir muhasebenin yapılması ve yapılmaması durumuna göre sistemin işleyişinin dizayn edilmesi gerekmektedir.

Mevcut personel işleyiş düzeni önleyici anlayış yerine tepkisel bir anlayışla götürülmektedir. İstenmeyen durumların olması halinde buna şahit olan hiyerarşik üstün yaklaşımına/anlayışına göre görmezden gelme veya soruşturma yapma/yaptırma şeklinde iki alternatifli bir işleyiş söz konusudur.

Eğitim sisteminde uygulanan personel politikaları irdelendiğinde rasyonel sonuç alıcı, çözüm üreten işleyiş süreçlerinin olmaması nedeniyle hiyerarşik üstler çoğu zaman görmezden gelme seçeneğini kullanmayı tercih ederek kişisel yollarla çözüm bulma yoluna gitmektedir. O zaman da kişi sayısı kadar uygulama çeşitliliği ortaya çıkmaktadır. Bu ise bilim ve akla uymayan bir işleyiş düzenini ortaya çıkarmakta, kişilere bağlı bir düzeni doğurmaktadır. Kişilerle sınırlı bir sistemin verimli, nitelikli ve kaliteli ürün vermesi, işlemesi mümkün değildir.

Görmezden gelinemeyecek kadar büyük, kapsamlı sorunlar ise soruşturma yöntemiyle çözülmeye çalışılmaktadır.

Soruşturma işleyiş düzeninde de önemli sorunlar vardır. Hiyerarşik düzende etkin/rasyonel işletilen bir denetim sisteminin kurulamamış olması sistemdeki handikapları kısır döngüye dönüştürmekte ve sorunlar her geçen gün daha da çözümsüz hale gelmektedir.

Sonuç olarak eğitim sisteminde personele yönelik bir muhasebe süreci bulunmadığı için hesabını bilmeyen tüccar misali kendi halinde işleyen bir görüntü olduğu söylenebilir. Sistemin rutin işleri yerine getirilmekte ancak nitelik/kalite/verimlilik yönüyle bir değerlendirme yapılamamaktadır. Rutin işlerin yapılıyor olmasını nitelik olarak kabul etmek çağdaş rakiplere karşı geri kalınmasına neden olmaktadır.

Eğitim müfredatına ilişkin bir muhasebe sistemi denilince akla ölçme değerlendirme süreci gelmesi gerekiyor. Eğitim müfredatı/program geliştirme sürecindeki ölçme değerlendirme faaliyetlerinin ne kadar sağlıklı yürütüldüğüne ilişkin sorunun cevabı ancak ve sadece e-okul sistemindeki notlara bakılarak verilebilmektedir.

E-okul sistemi bir yönüyle ölçme değerlendirme faaliyetlerine ilişkin çıktıları sunmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı da e-okul sistemi üzerindeki verileri hemen her alanda kullanmaktadır.

Buna rağmen e-okul sistemindeki verilerin ne kadar sağlıklı olduğu sorusu üzerinde de sorgulayıcı bir anlayışla durmak zarureti gün gibi apaçık ortadadır.

E-okul sistemi mevzuatın belirlediği çerçeveye göre programı/müfredatı uygulama sorumluluğu verilmiş kişilerin/öğretmenlerin değerlendirmelerinin kayıt edilmesine imkan vermektedir.

Öğretmenlerin sisteme girdikleri notların sağlıklı olduğu konusunda önemli soru işaretleri bulunmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda bir denetim/kontrol/muhasebe sistemi kurmamıştır. Öğretmenlerin verdikleri notların ne kadar sağlıklı olduğunu sorgulayan bir çapraz değerlendirme sistemi bulunmamaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı sisteminde öğrencinin bir yıl boyunca edindiği kazanım/beceri düzeyinin objektif bir şekilde ölçen şeffaf bir sistem yoktur. Öğretmenin verdiği not tek göstergedir. Bu ise okullar arasında, aynı okulda sınıflar arasında, öğretmenler arasında standartlaştırılabilmiş değildir.

Öğrencilerin edindikleri nitelik düzeyi eğitim hayatları boyunca ortaokulun sonunda LGS sınavına kadar hiçbir objektif/standart ölçmeye tabi tutulmamaktadır. Bir fabrika düşünün ki, girdi ile çıktı arasında bir karşılaştırma yapılmıyorsa o fabrikanın verimliliğine dair hangi veriye göre söz söylenecektir sorusunun cevabı verilemesin. Tam bir hesabını bilmeyen tüccar görüntüsü. Sisteme harcanan kaynakların ne derece etkin kullanıldığı, iş görenlerin niteliğine dair herhangi bir ölçme/değerlendirme/muhasebe yapılmıyorsa bu işletmenin durumu konusunda iyimser olmak oldukça zor.

Eğitim sisteminde girişten itibaren yedi yıl boyunca standart ölçme araçları kullanılarak ölçülmeyen yeterlikler tamamen anne-babaların anlayışına terk edilirse böylesi bir sistemin sağlığından söz etmek mümkün olmayacaktır. İlkokulun sonunda öğrenciler ne derece istendik niteliklere sahip olarak yetişti sorusunun cevabı verilmezse bu öğrencilerin eksik veya fazlalıkları konusunda akıl ve bilim ölçülerine göre değerlendirme yapmak da mümkün olmayacaktır. İlkokullarda görevlendirilen kişilerin görevlerini ne derece nitelikli yaptıklarının muhasebesinin yapılmaması da yine sistem açısından önemli açıklardandır. Eğitim sistemimizdeki bu muhasebesizlik her alanda hastalıklara, anomalilere yol açmaktadır.


                                                                           Ali Hikmet Demir

                                                                              alihikmetdemir@gmail.com

 

  

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda Şiddeti Önleme Tedbirleri Üzerine

  Son dönemde okullarda yaşanan olaylar eğitim sisteminin işleyiş düzeni üzerinde yeniden düşünüp tartışmanın gerekliliğini bir kez daha ort...