Öğretmenlik
meslek kanunu büyük beklentilerden sonra kabul edildi. Kabul edilen kanun pek
çok kesim tarafından tartışmayla karşılandı. Kanunun öğretmenlik mesleği ile
ilgili pek çok alanı boş bıraktığı yönünde eleştiriler getirildi. Kanunun
hazırlanış ve kabul ediliş sürecinde yeterli ve açık bir bilgilendirme,
kapsamlı bir tartışma, görüş alış verişinde bulunma gibi pek çok yönlerden
yeterince gündeme gelmediği açık. Çıktı çıkacak diye sık sık dile gelen kanun
metni oldukça kısa. Mesleğe giriş, adaylık, yükselme gibi bazı sınırlı alanlara
yönelik düzenlemeler bulunuyor. Bu alanların ayrıntısına yönelik atıfta
bulunulan düzenlemelerin bir kısmının zamanla yapılacağı söyleniyor. Etik
ilkeler, aday yetiştirme programı gibi bir takım düzenlemeler var olmakla birlikte
bunlar da kanunda görülen eksikleri gidermekten veya açık ve anlaşılır olmaktan
uzak.
Eğitim
sisteminin kuruluşu, yönetimi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu
Milli Eğitim Bakanlığının üzerinde. Bakanlık bu sorumluluğunu merkez, taşra ve
yurt dışı teşkilat yapısı aracılığıyla yerine getiriyor. Merkez, taşra ve yurt
dışı teşkilatı yönetim sistemi ile harekete geçiyor. Yönetim sisteminin işleyiş
düzeni konusunda önemli sorunlar geçmişten bu güne devam ediyor. Etkin ve
tartışmasız bir yönetici yetiştirme, seçme ve geliştirme sistemi kurulabilmiş
değil. Yönetim kurumsal yapıyı harekete geçiren en etkin güç olmakla birlikte
var olan sorunlu yapı bu gücün gerektiği gibi üzerine düşen görevi yapmasına
engel oluyor. Yönetim makamlarına geliş ve gidiş sürecinin belirsiz olması,
sürecin tartışmalardan kurtarılamamış olması, yöneticilik kavramı konusunda
asıl görev mi, ikincil görev mi olduğu konusunda halen devam eden kafa
karışıklığı, yöneticilik görevinin güvencesiz, yetersiz özlük haklarına karşın
yüklenen aşırı iş yükünün altına girmenin zorluğu gibi daha pek çok olumsuzluk
sistemin beyni durumundaki yönetim makamlarından beklenen işlevin yerine
getirilmesini engelliyor. Adeta felce uğramış bir yönetim sisteminden etkin bir
sistem işletmesini beklemek gerçeklikle uyuşmuyor. Yönetim ve denetim gibi
hayati işlevlere dair etkin bir işleyiş sistemi kurulamadığı sürece de eğitim
sistemindeki sorunların çözüleceğini beklemek yersiz. Milli Eğitim Akademisi
gibi bir sistem hayata geçirilebilmiş olunsaydı bugün yaşanan pek çok eğitim,
yönetim ve denetim sorunu dolayısıyla da toplumsal sorunlarımız çok daha
azalabilirdi.
Öğretmen, eğitim
sisteminin can alıcı unsurlarından bir diğeri. 1,2 milyona ulaşan öğretmen
sayısı ile eğitim hizmeti sınıflarda, okullarda sunulmaya çalışılıyor. Sunulan
hizmetin kalitesi konusunda en önemli unsur olan öğretmenlerin mesleki
niteliklerine ilişkin bir değerlendirmenin varlığından söz edebilmek mümkün
değil. Geçmişte uygulanan sicil notu verme sisteminin kaldırılmasının üzerinden
uzun zaman geçti. Geçmişte uzun yıllar boyunca uygulanan sicil sisteminin
etkili olduğunu iddia edebilmek mümkün değildi. Bu nedenle de kaldırıldı.
Bununla birlikte yerine hiçbir şey konmadı. Bu gün öğretmenlik görevini yürüten
1,2milyon öğretmenden kimin hangi düzeyde eğitim faaliyeti ürettiğine dair bir
değerlendirme sistemi mevcut değil. Eğitim sistemi rutin işleyişi içinde
sürekli çalışıyor ancak; işleyen sistemin ne ürettiği konusunda veriye dayanan
bir sonuç/değerlendirme yok. Öyle bir sistem düşünün ki ürünler sisteme
giriyor, rutin işleyiş süreçlerinin sonunda sistem ürün veriyor ama ürünün
niteliği konusunda hiçbir ölçme/değerlendirme yapılmıyor. Böylesi bir sistemden
etkililik, verimlilik, nitelik bekleniyorsa bu beklentinin bilimsel, çağdaş ve
akılcı olmadığı kesin.
Eğitim hizmeti
üreten 1,2 milyon öğretmenin içinde çok farklı niteliklere sahip kişiler var.
Zaman zaman medyaya, gazete ve televizyon haberlerine konu olan olay, görüntü
ve şikayetlere bakınca eğitim sisteminin sorunlara karşı etkin bir çözüm
sürecine sahip olmadığı görülüyor. Öğrenci ve veli şikayetlerine konu olan
öğretmenlere disiplin cezaları, yer değiştirme benzeri yaptırımlar uygulansa da
sorunlu durumların sona erdirilmesinden çok gözlerden uzak hale
getirilmesi/görmezden gelinmesi/yeni bir şikayete kadar perde arkasına
saklanması gibi geçici çözümlerle gün kurtarılmaya çalışılıyor. Nitelikli iş
üreten öğretmenle niteliksiz/sorunlu/şikayete konu öğretmen arasında etkili bir
ayrım uygulanamadığı için sistemin içinde herkes adeta kendi başına bırakılmış
bulunuyor. Yöneticiler karşılaştıkları sorunlar karşısında açık bir çözüm
sürecinin olmamasından dolayı belirsiz/karmaşık/uzun/yorucu ve sonuçsuz
çabalara girmemek için sonuna kadar kendilerini tutuyorlar. Bu da eğitim
sisteminin niteliksiz üretiminin daha da büyümesine neden oluyor. Öğretmenlik
meslek kanununun öğretmen niteliklerine ilişkin hemen hiçbir düzenleme
getirmemiş olması önemli bir eksiklik.
Eğitim
sisteminin içinde bulunan öğretmenlik görevini yürütmekle görevli kişilerin
niteliklerine ilişkin açık kriterler acilen belirlenmeli. Belirlenmiş
kriterlere uyan ile uymayan arasındaki ayrımı yapabilecek etkin bir
ölçme/değerlendirme sistemi kurulmalı. İstenen nitelikte iş üretenlerin
ödüllendirilmesi yanında tersine istenen niteliklere uyamayanların belirlenerek
geliştirilmesi/yetiştirilmesi için de açık ve etkin süreçlerin belirlenmesi
gerekiyor. Eğitim işi herkes tarafından bir şekilde yerine
getirilebilecek/yapılabilecek kolay/sıradan bir iş değildir. Bu mesleğe uygun niteliklere
sahip olmadığı ortaya çıkanların sistem içinde tutulması yerine acilen sistem
dışına çıkarılması için çözüm sunacak süreçlerin acilen ve
açık/kolay/adil/şeffaf bir şeklide ortaya konulması gerekiyor. Öğretmenlik
mesleğinin gereğini yapamadığı halde öğrencileri/velileri böylesi kişilere
mecbur bırakmak eğitim sisteminin niteliğine katkı sunmamaktadır. Her öğrenci
ve velinin nitelikli bir eğitim sunumuna hakkı vardır. Bu hakkın layıkıyla
yerine getirilmesi için işini iyi yapan öğretmenlere ve yöneticilere ihtiyaç
bulunmaktadır. İşinin gereğini yerine getiremediği halde okuldan okula gezerek
emekliliğini bekleyen öğretmen sayısının belirlenmesi için tahminden çok daha
akılcı/bilimsel yol ve yöntemlerin belirlenmesi gerekiyor. Bu gereklilik ise
ancak ve ancak bakanlık tarafından yerine getirilebilir. İhtiyaç duyulan
mevzuat düzenlemeleri, objektif, şeffaf, adil belirleme yöntemleri ve etkin
çözüm yöntemlerinin belirlenmesi için daha fazla zaman kaybına göz
yumulmamalıdır.
Bunun için etkin
bir yönetim ve denetim sistemine ihtiyaç vardır. Denetimin olmadığı bir
sistemin etkili bir şekilde yönetilebilmesi mümkün değildir. Yönetim
süreçlerindeki sorunlar gibi denetim sorunlarının çözümü konusunda da yine
acilen harekete geçilmesi gerekiyor. Eğitim sistemindeki gerekliliklerin sayısı
her geçen gün artıyorken sorunların azalmasını beklemek doğru bir yaklaşım
değildir.
Ali Hikmet DEMİR
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder