19 Mart 2023 Pazar

Milli Eğitimde Yönetici Sistemi Üzerine


 

Milli Eğitim Bakanlığında yöneticilik makamları okul yöneticiliğinden merkez ve taşra teşkilatındaki yönetim makamlarındaki şube müdürlüğü, müdür yardımcılığı ve müdürlük makamlarına kadar farklı tür ve seviyelerde yer almaktadır.

Okul türlerine göre yönetici atama sisteminde temel kriter yöneticilik yapılacak okul türündeki okullarda görev yapma yeterliliğidir. Okul öncesi eğitimde görev alacak bir kurum yöneticisi bu kademede görev yapabilecek niteliklere sahip olması gerekir. İlkokul, ortaokul, ortaöğretim kademeleri için de aynı şekilde atanmak istenen kademede öğretmenlik yapabilme şartını taşımak gerekmektedir. Bu kriter alanın tanınması adına gerekli bir şarttır. Yönetici yöneteceği alandaki işleyiş düzenini bilmesi gerekir. Yönetilecek alandaki işleyiş düzeninin genel hatlarıyla bilinmesi yöneticilik için yeterli bir şart olmasa da başlangıç için önemli bir gereklilik olarak görülebilir. Okullarda sadece alana özgü eğitim öğretim faaliyetleri dışında personel yönetim faaliyetleri, bürokratik yönetim faaliyetleri, iç ve dış kurum, kuruluş ve faaliyet alanları ile etkileşim faaliyetleri, insanlar arası ilişkilerin yönetimine yönelik faaliyetler gibi pek çok farklı işleyişler de bulunmaktadır. Bu nedenle alandaki işleyişi bilmeyi yöneticilik olarak yeterli görmek çağın geldiği gelişim düzeyine uygun düşmez.

Eğitim faaliyeti sadece okul sınırları içinde yapılan bir faaliyet değildir. Eğitim faaliyetinin ilgili olduğu alt ve üst sistemler eğitimi her yönüyle etkiler. Eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü her kademe kendinden önceki ve sonraki kademelerle ilişkilidir. Eğitim faaliyeti ekonomik, sosyal, siyasal, bürokratik işleyiş düzeniyle doğrudan veya dolaylı ilgilidir. Eğitim konusunda çalışan her bireyin bu işleyiş düzenlerine tümüyle hakim olması beklenemez. Ancak yöneticilik görevini yürüten kişinin bu işleyiş düzenini bilerek başında bulunduğu okulu yönetmesi okulun ilişkili olduğu çevrelerle ilişkilerini etkiler.  

Yönetim bilimi toplumsal/sosyal/beşeri bilim alanındaki bilim alanlarından birisidir. Özellikle sanayi inkılabının ortaya çıkardığı çağdaş gelişmelerin bir sonucu olarak yönetim de bir bilim olarak Amerika ve Avrupa’da ortaya çıkmış ve dünyaya yayılmıştır. Yönetim kavramı insanlık tarihi ile birlikte var olmakla birlikte bilim olarak geçmişi son üç yüz yıllık bir döneme uzanmaktadır. Son dönemlerde ülkemizde yaşanan deprem felaketi deprem bilimlerinin önemini bir kez daha hatırlattığı gibi insan ve toplum olarak sosyal hayatta da sosyal bilimler alanında sosyoloji, psikoloji, felsefe gibi yönetim de bir bilim alanı olarak bir gerçekliktir. Yönetim bilimi ilgili olduğu alanlara göre kendine özgü işleyişe, ilkelere ve kurallara sahiptir.

Okulların türüne göre yönetici atanacak kişinin görev yapacağı okul türündeki işleyiş düzenini genel hatlarıyla bilmesi yanında yönetim biliminin sahip olduğu işleyiş, ilke ve kuralları da bilmesi gerekir. Yöneticiliğin gerektirdiği nitelikler konusunda bilgi sahibi olmak için bu alanda eğitime tabi tutulması gerekir.

Okul yöneticiliği alanındaki yönetim faaliyetleri ile okullar dışındaki bakanlık, merkez ve taşra teşkilatlarındaki yönetim faaliyetleri aynı kapsam ve içerikte değildir.

Eğitim faaliyetleri sadece okullarda yapılan öğrenme, öğretme ve eğitim faaliyetleri ile sınırlı değildir. Eğitim toplumsal bir faaliyet olarak birey kadar toplumu, aileyi ilgilendirirken bürokratik işleyiş düzeni itibariyle kamusal hizmet alanlarını, ekonomik bütçelemeyi, toplumun tüm kesimlerine yönelik eğitim ihtiyaçlarının, insan gücü ihtiyaçlarının planlanmasını, resmi ve özel alana yönelik her tür eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesini, değerlendirilmesini ve daha eğitimle ilgili diğer pek çok alanların farkında olunmasını, bu alanlarla işbirliği ve koordinasyonu gerektirmektedir.

Merkez teşkilatı açısından yönetim faaliyetlerine bakıldığında okul yöneticiliğinin sınırlarını kat kat aşan alanlara yönelik bilgi, beceri, tutum ve davranışları gerektirmektedir. Ülke çapındaki eğitim faaliyetlerinin yönetilmesi ve değerlendirilmesi sadece ülkeyi ilgilendirmez. Bakanlık merkez teşkilatı düzeyindeki eğitim faaliyetlerinin yönetilmesi eğitim sistemlerine yönelik bilgi ve anlayışlardan haberdar olmayı gerektirir. Merkezi düzeydeki yönetim ülke içindeki sorumlu olunan alt birimlere yol göstermeyi gerektirir. Bir ülkenin tümüne yönelik eğitim faaliyetlerinin kapsamı sadece bir yöneticilik becerisinden çok daha fazla sistemli çalışmaları gerektirir. Merkezi düzeydeki yönetim faaliyetleri iç ve dış eğitim paydaşları kadar eğitim dışındaki başka alanlara yönelik çalışmaları da içerir. Böylesi bir içerik ve kapsamdaki eğitim faaliyetleri için çok özel yöneticilik yeterlikleri gerektirir. Bireysel yöneticilik yeterlikleri kadar merkezi düzeydeki eğitim politikalarının konuşulup tartışıldığı meclisleri, ekipleri, kurul ve komisyonları gerektirir. Ülkenin genel eğitim politikalarının alanında uzman kişilerin koordinesinde tartışılmaksızın belirlenmesi, dünyadaki gelinen noktada ortaya çıkan eğitim anlayışlarına uymaz. Çağın getirdiği bu anlayışlara ısrarla uzak kalmak ülkenin dünya sistemindeki gelişme düzeyini aşağılara çekmekten başka bir işe yaramaz.

Taşra teşkilatı diye nitelenen il/ilçe milli eğitim müdürlüklerine yönetici olacak kişilerin merkez teşkilatındaki kapsamdaki kadar olmasa bile okul yöneticiliğinden daha ileri düzeyde bir yöneticilik eğitimi alması gerekir. Okul yöneticiliği için istenen görev yapacağı okul türünde görev yapma niteliği, il ve ilçe yöneticiliği için yeterli olmayan bir niteliktir. İl/ilçe düzeyindeki eğitim faaliyetleri okul türlerindeki faaliyetlerin sınırlarını kat kat aşar. İl/ilçe sınırları içindeki eğitim faaliyetleri okul türlerine göre değiştiği gibi resmi ve özel, örgün ve yaygın gibi daha farklı kategorileri de içerir. Aynı zamanda okul düzeyinde olan eğitim öğretim faaliyetleri ve ilgili diğer alanların il/ilçe düzeyinde çok daha geniş bir kapsam ve içerikte yapılması gerekir. Okul türlerine göre yapılacak çalışmaların niteliği okulların türüne, kademesine göre değişiklik gösterir. Okul öncesi düzeyde yapılacak işlerle ortaöğretim düzeyinde, mesleki ve teknik ortaöğretim düzeyindeki faaliyetler çok çok farklılık arz eder. Bu durum il/ilçe düzeyindeki yönetim görevinin karmaşıklığını daha fazla artırır. Kademeler arası koordinasyon, eğitim öğretim niteliklerinin ne düzeyde gerçekleştiği, eğitim öğretim faaliyetlerinin hangi noktada olduğu, nerede olması gerektiği gibi pek çok alanda değerlendirmeler yapılması, kararlar alınması, planlamalar, işbirlikleri, koordinasyonlar, denetim ve kontrol faaliyetlerine yer verilmesi gerekir.

Ülkemizdeki eğitim alanındaki yönetim işleyişine bakıldığında okul yöneticiliği başta olmak üzere merkez ve taşra teşkilatına yönelik yöneticilik nitelikleri konusunda özel bir işleyiş düzeninden söz etmek mümkün görünmemektedir. Eğitim yönetimine yönelik alanların hiç biri için özel bir yetişme, seçme, değerlendirme süreci bulunmamaktadır. Okul yöneticiliği için sınav sistemi uygulanmaktadır. Yapılan yazılı ve sözlü sınavlarda alınan puanlara göre okul yöneticiliğine yönelik atamalar yapılırken il/ilçe ve merkez teşkilatı yöneticilikleri için de özel bir sistem bulunmamaktadır. Okul yöneticiliği için yapılan yazılı ve sözlü sınavların benzerleri il/ilçe düzeyinde sadece şube müdürlükleri için yapılmaktadır. İl/İlçe müdürlüğü veya merkez teşkilatına yönelik yöneticilik makamları ile müdür yardımcılığı kadroları için yazılı veya sözlü bir sınav da söz konusu değildir. Bu makamlara yapılan atamalar genel olarak siyasal makamların inisiyatifi ile yapılmaktadır.

Bu yönüyle bakıldığında ülkemizin eğitim yönetimi makamları için etkin bir yönetici seçme sürecinden söz edilemez. İl/ilçe düzeyindeki yöneticilik makamları için kısmi sınav dışında başka somut bir kriter bulunmamaktadır. Bir şekilde atanma fırsatını bulan kişiler il/ilçe ve ülke düzeyindeki eğitim faaliyetlerinin yönetiminde söz sahibi olmaktadır. Okul yöneticiliği için alana yönelik yakınlık il/ilçe/merkez teşkilatlarına yönelik yöneticilik için aranmamaktadır. Atandıktan sonra yönetim işi süreç içinde öğrenilmektedir. Geçmişte var olan alaylı/mektepli yetişme düzeni şu an için ülkemizde alaylı yetişme düzenine dönüşmüş durumdadır. Bu durum ülkenin eğitim politikalarının üretilmesinde niteliğin geliştirilmesine olumlu bir katkı yapmamaktadır. Yönetim biliminin geldiği bugünkü noktada alaylı yetişme düzeni ile çağın şartlarına uygun bir yönetim anlayışının geliştirilmesi oldukça zor görünmektedir.

 

 

                                                                                    Ali Hikmet Demir

                                                                              alihikmetdemir@gmail.com

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda Şiddeti Önleme Tedbirleri Üzerine

  Son dönemde okullarda yaşanan olaylar eğitim sisteminin işleyiş düzeni üzerinde yeniden düşünüp tartışmanın gerekliliğini bir kez daha ort...