Milli Eğitim
Bakanlığında yöneticilik makamları okul yöneticiliğinden merkez ve taşra
teşkilatındaki yönetim makamlarındaki şube müdürlüğü, müdür yardımcılığı ve müdürlük
makamlarına kadar farklı tür ve seviyelerde yer almaktadır.
Okul türlerine
göre yönetici atama sisteminde temel kriter yöneticilik yapılacak okul
türündeki okullarda görev yapma yeterliliğidir. Okul öncesi eğitimde görev
alacak bir kurum yöneticisi bu kademede görev yapabilecek niteliklere sahip
olması gerekir. İlkokul, ortaokul, ortaöğretim kademeleri için de aynı şekilde atanmak
istenen kademede öğretmenlik yapabilme şartını taşımak gerekmektedir. Bu kriter
alanın tanınması adına gerekli bir şarttır. Yönetici yöneteceği alandaki
işleyiş düzenini bilmesi gerekir. Yönetilecek alandaki işleyiş düzeninin genel
hatlarıyla bilinmesi yöneticilik için yeterli bir şart olmasa da başlangıç için
önemli bir gereklilik olarak görülebilir. Okullarda sadece alana özgü eğitim
öğretim faaliyetleri dışında personel yönetim faaliyetleri, bürokratik yönetim
faaliyetleri, iç ve dış kurum, kuruluş ve faaliyet alanları ile etkileşim
faaliyetleri, insanlar arası ilişkilerin yönetimine yönelik faaliyetler gibi
pek çok farklı işleyişler de bulunmaktadır. Bu nedenle alandaki işleyişi
bilmeyi yöneticilik olarak yeterli görmek çağın geldiği gelişim düzeyine uygun
düşmez.
Eğitim faaliyeti
sadece okul sınırları içinde yapılan bir faaliyet değildir. Eğitim faaliyetinin
ilgili olduğu alt ve üst sistemler eğitimi her yönüyle etkiler. Eğitim
faaliyetlerinin yürütüldüğü her kademe kendinden önceki ve sonraki kademelerle
ilişkilidir. Eğitim faaliyeti ekonomik, sosyal, siyasal, bürokratik işleyiş
düzeniyle doğrudan veya dolaylı ilgilidir. Eğitim konusunda çalışan her bireyin
bu işleyiş düzenlerine tümüyle hakim olması beklenemez. Ancak yöneticilik
görevini yürüten kişinin bu işleyiş düzenini bilerek başında bulunduğu okulu yönetmesi
okulun ilişkili olduğu çevrelerle ilişkilerini etkiler.
Yönetim bilimi
toplumsal/sosyal/beşeri bilim alanındaki bilim alanlarından birisidir.
Özellikle sanayi inkılabının ortaya çıkardığı çağdaş gelişmelerin bir sonucu
olarak yönetim de bir bilim olarak Amerika ve Avrupa’da ortaya çıkmış ve dünyaya
yayılmıştır. Yönetim kavramı insanlık tarihi ile birlikte var olmakla birlikte
bilim olarak geçmişi son üç yüz yıllık bir döneme uzanmaktadır. Son dönemlerde
ülkemizde yaşanan deprem felaketi deprem bilimlerinin önemini bir kez daha
hatırlattığı gibi insan ve toplum olarak sosyal hayatta da sosyal bilimler
alanında sosyoloji, psikoloji, felsefe gibi yönetim de bir bilim alanı olarak
bir gerçekliktir. Yönetim bilimi ilgili olduğu alanlara göre kendine özgü
işleyişe, ilkelere ve kurallara sahiptir.
Okulların türüne
göre yönetici atanacak kişinin görev yapacağı okul türündeki işleyiş düzenini
genel hatlarıyla bilmesi yanında yönetim biliminin sahip olduğu işleyiş, ilke
ve kuralları da bilmesi gerekir. Yöneticiliğin gerektirdiği nitelikler
konusunda bilgi sahibi olmak için bu alanda eğitime tabi tutulması gerekir.
Okul
yöneticiliği alanındaki yönetim faaliyetleri ile okullar dışındaki bakanlık,
merkez ve taşra teşkilatlarındaki yönetim faaliyetleri aynı kapsam ve içerikte
değildir.
Eğitim faaliyetleri
sadece okullarda yapılan öğrenme, öğretme ve eğitim faaliyetleri ile sınırlı
değildir. Eğitim toplumsal bir faaliyet olarak birey kadar toplumu, aileyi
ilgilendirirken bürokratik işleyiş düzeni itibariyle kamusal hizmet alanlarını,
ekonomik bütçelemeyi, toplumun tüm kesimlerine yönelik eğitim ihtiyaçlarının,
insan gücü ihtiyaçlarının planlanmasını, resmi ve özel alana yönelik her tür
eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesini, değerlendirilmesini ve daha eğitimle
ilgili diğer pek çok alanların farkında olunmasını, bu alanlarla işbirliği ve
koordinasyonu gerektirmektedir.
Merkez teşkilatı
açısından yönetim faaliyetlerine bakıldığında okul yöneticiliğinin sınırlarını
kat kat aşan alanlara yönelik bilgi, beceri, tutum ve davranışları gerektirmektedir.
Ülke çapındaki eğitim faaliyetlerinin yönetilmesi ve değerlendirilmesi sadece
ülkeyi ilgilendirmez. Bakanlık merkez teşkilatı düzeyindeki eğitim
faaliyetlerinin yönetilmesi eğitim sistemlerine yönelik bilgi ve anlayışlardan
haberdar olmayı gerektirir. Merkezi düzeydeki yönetim ülke içindeki sorumlu
olunan alt birimlere yol göstermeyi gerektirir. Bir ülkenin tümüne yönelik
eğitim faaliyetlerinin kapsamı sadece bir yöneticilik becerisinden çok daha
fazla sistemli çalışmaları gerektirir. Merkezi düzeydeki yönetim faaliyetleri
iç ve dış eğitim paydaşları kadar eğitim dışındaki başka alanlara yönelik
çalışmaları da içerir. Böylesi bir içerik ve kapsamdaki eğitim faaliyetleri
için çok özel yöneticilik yeterlikleri gerektirir. Bireysel yöneticilik
yeterlikleri kadar merkezi düzeydeki eğitim politikalarının konuşulup
tartışıldığı meclisleri, ekipleri, kurul ve komisyonları gerektirir. Ülkenin
genel eğitim politikalarının alanında uzman kişilerin koordinesinde
tartışılmaksızın belirlenmesi, dünyadaki gelinen noktada ortaya çıkan eğitim
anlayışlarına uymaz. Çağın getirdiği bu anlayışlara ısrarla uzak kalmak ülkenin
dünya sistemindeki gelişme düzeyini aşağılara çekmekten başka bir işe yaramaz.
Taşra teşkilatı
diye nitelenen il/ilçe milli eğitim müdürlüklerine yönetici olacak kişilerin
merkez teşkilatındaki kapsamdaki kadar olmasa bile okul yöneticiliğinden daha
ileri düzeyde bir yöneticilik eğitimi alması gerekir. Okul yöneticiliği için
istenen görev yapacağı okul türünde görev yapma niteliği, il ve ilçe
yöneticiliği için yeterli olmayan bir niteliktir. İl/ilçe düzeyindeki eğitim
faaliyetleri okul türlerindeki faaliyetlerin sınırlarını kat kat aşar. İl/ilçe
sınırları içindeki eğitim faaliyetleri okul türlerine göre değiştiği gibi resmi
ve özel, örgün ve yaygın gibi daha farklı kategorileri de içerir. Aynı zamanda
okul düzeyinde olan eğitim öğretim faaliyetleri ve ilgili diğer alanların
il/ilçe düzeyinde çok daha geniş bir kapsam ve içerikte yapılması gerekir. Okul
türlerine göre yapılacak çalışmaların niteliği okulların türüne, kademesine
göre değişiklik gösterir. Okul öncesi düzeyde yapılacak işlerle ortaöğretim
düzeyinde, mesleki ve teknik ortaöğretim düzeyindeki faaliyetler çok çok
farklılık arz eder. Bu durum il/ilçe düzeyindeki yönetim görevinin karmaşıklığını
daha fazla artırır. Kademeler arası koordinasyon, eğitim öğretim niteliklerinin
ne düzeyde gerçekleştiği, eğitim öğretim faaliyetlerinin hangi noktada olduğu,
nerede olması gerektiği gibi pek çok alanda değerlendirmeler yapılması,
kararlar alınması, planlamalar, işbirlikleri, koordinasyonlar, denetim ve
kontrol faaliyetlerine yer verilmesi gerekir.
Ülkemizdeki eğitim
alanındaki yönetim işleyişine bakıldığında okul yöneticiliği başta olmak üzere
merkez ve taşra teşkilatına yönelik yöneticilik nitelikleri konusunda özel bir işleyiş
düzeninden söz etmek mümkün görünmemektedir. Eğitim yönetimine yönelik
alanların hiç biri için özel bir yetişme, seçme, değerlendirme süreci
bulunmamaktadır. Okul yöneticiliği için sınav sistemi uygulanmaktadır. Yapılan yazılı
ve sözlü sınavlarda alınan puanlara göre okul yöneticiliğine yönelik atamalar
yapılırken il/ilçe ve merkez teşkilatı yöneticilikleri için de özel bir sistem
bulunmamaktadır. Okul yöneticiliği için yapılan yazılı ve sözlü sınavların
benzerleri il/ilçe düzeyinde sadece şube müdürlükleri için yapılmaktadır.
İl/İlçe müdürlüğü veya merkez teşkilatına yönelik yöneticilik makamları ile
müdür yardımcılığı kadroları için yazılı veya sözlü bir sınav da söz konusu
değildir. Bu makamlara yapılan atamalar genel olarak siyasal makamların
inisiyatifi ile yapılmaktadır.
Bu yönüyle
bakıldığında ülkemizin eğitim yönetimi makamları için etkin bir yönetici seçme
sürecinden söz edilemez. İl/ilçe düzeyindeki yöneticilik makamları için kısmi
sınav dışında başka somut bir kriter bulunmamaktadır. Bir şekilde atanma
fırsatını bulan kişiler il/ilçe ve ülke düzeyindeki eğitim faaliyetlerinin
yönetiminde söz sahibi olmaktadır. Okul yöneticiliği için alana yönelik
yakınlık il/ilçe/merkez teşkilatlarına yönelik yöneticilik için aranmamaktadır.
Atandıktan sonra yönetim işi süreç içinde öğrenilmektedir. Geçmişte var olan
alaylı/mektepli yetişme düzeni şu an için ülkemizde alaylı yetişme düzenine dönüşmüş
durumdadır. Bu durum ülkenin eğitim politikalarının üretilmesinde niteliğin
geliştirilmesine olumlu bir katkı yapmamaktadır. Yönetim biliminin geldiği
bugünkü noktada alaylı yetişme düzeni ile çağın şartlarına uygun bir yönetim
anlayışının geliştirilmesi oldukça zor görünmektedir.
Ali Hikmet Demir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder