16 Kasım 2022 Çarşamba

Özel Öğretim Sistemi Üzerinde Düşünmek….

Eğitim sistemi yasal çerçeveyle belirlenmiş hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla resmi ve özel kurum ve kuruluşların oluşturulmasına izin veren bir yapı içinde işlemektedir. Resmi de olsa özel de olsa tüm kurum ve kuruluşlar için belirlenen hedefler eğitime dair yasal dokümanlardan olan Milli Eğitim Temel Kanununda siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik temellerin üzerinde işleyecek şekilde kurulması istenir. Eğitim sisteminin yasal çerçevesine bakıldığında aslında çok da sorun yoktur izlenimi edinmek mümkündür. Bununla birlikte sosyal sistemlere yönelik değerlendirmeler sadece yazılı dokümanlara bakılarak yapılamaz. Yapılırsa gerçeklikle oldukça uzak bir noktaya gidilmiş olur.

Eğitim sistemlerinin sadece resmi kurum ve kuruluşlar eliyle işletilmesi mümkün olmadığı gibi dünya gerçekleri ile de örtüşmez. Siyasal tartışma konuları kapsamına giren kamu/özel sektör ayrımı her alanda olduğu gibi eğitim sektöründe de her zaman varlığını devam ettirmiştir. Ülkemizde de geçmişten bu güne gelen özel öğretim işleyiş düzeni varlığını devam ettiriyor. Özel öğretim faaliyetleri eğitimin her alanına yayılmaya çalışılıyor. Bu çabaya olumlu da olumsuz da bakanlar var. Bu bakışın temelinde siyasal bakış açısının büyük etkisi var.

Resmi eğitim sistemi devlet tarafından sunulan bir hizmet olarak herkes için aynı şekilde verilmeye çalışıldığı iddia edilmekle birlikte bu hizmetleri talep eden toplum kesimlerinin bilinç düzeyiyle doğrudan ilgili bir durumun varlığını kabul etmek gerekiyor. Özel öğretim sistemi de bu yönüyle kamunun verdiği eğitimle yetinmek istemeyen toplum kesimlerinin yoğun talepleri sonucu ortaya çıkan bir işleyiş düzeni. Eğitim kavramına yüklenen anlam toplumda herkes tarafından aynı kapsam ve düzeyde değil. Eğitime daha büyük anlam yükleyenler kamuyu da kendi isteklerine göre harekete geçirmeyi çoğu zaman başarıyor.

Okul öncesi eğitimin yaygınlaşma süreci bu söylemin en güzel örneği durumunda ele alınabilir. Okul öncesi eğitimin amacına bakıldığında sosyo ekonomik yönden geri kalmış bölge ve yörelerde akranlarına göre daha geri kalmış çocukların kayıplarının telafisi amaçlanmış iken bu kademenin ülkemizde öncelikle sosyo ekonomik yönden gelişmiş yöre ve bölgelerde yaygınlaştığı görülür. Eğitim hizmeti kamusal bir faaliyet olarak resmi kurum ve kuruluşlarca yerine getiriliyor görünse dahi talep eden toplum kesimlerinin aktiflik/pasiflik durumuna göre kendine yön çiziyor. Özel öğretim faaliyetleri bu yönüyle daha açık bir gösterge durumundadır. Özel öğretim faaliyetleri özel teşebbüs tarafından kurulur ve işletilir. Özel teşebbüs sahip olduğu maddi imkanları kullanarak fiziki ortamları oluşturur. İhtiyaç duyulan personeli görevlendirir. Kayıt olmak isteyenler belirlenen öğrenim ücretini ödeyerek bu eğitim hizmetinden yararlanma hakkını elde eder. Dünyadaki özel öğretim işleyiş düzeni her ülkenin kendi siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve daha birçok farklı özelliklerine göre yapılandırılıp işletilir.

Özel öğretimin özel teşebbüs tarafından kurulup işletildiğini söylemek bu alanın kamudan bağımsız olduğu anlamına gelmez. Tersine özel öğretim devlet tarafından sıkı bir şekilde yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Bununla birlikte özel öğretim alanının kontrol edildiği kadar etkin kullanıldığını söylemek doğru olmaz. Ülkemizdeki özel öğretim işleyiş düzeni genel olarak özel öğretim mevzuatı tarafından şekillendirildiği söylenebilir. Eğitim sistemine ilişkin mevzuat düzenlemeleri özel öğretim alanı için de söz konusudur. Ülkemizde özel öğretim alanı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilir. Milli Eğitim Bakanlığı özel öğretim alanına yönelik istikrarlı, standart, rutin, değişmez, kendinden emin bir işleyiş düzenine sahip olduğunu söylemek oldukça zordur. Özel öğretim alanında sürekli değişmeler vardır. Mevzuat, uygulama usulleri, standartlar ve işleyiş düzeni sürekli değişmektedir. Bu durum istikrarsızlığı daha da büyütmektedir. Bir dönem özel öğretime yönelik devlet teşvikleri yapılırken bir süre sonra bu teşviklerin kaldırıldığı görülür. Teşviklere güvenerek kurum açanlar bir süre sonra açıkta kalabilmektedir. Özel öğretime yönelik sürekli değişimin yaşandığı alan kurumların açılış sürecinde kullanılan standartlarda görülür. Eğitim yapılacak ortamlara yönelik havalandırma, aydınlatma, kullanılacak alan, personele yönelik isteğe bağlı ve zorunlu bölümler sürekli değiştirilen başlıca alanlardır.

Eğitim sistemini genel olarak yöneten Milli Eğitim Bakanlığının bakış açısı tüm eğitim sistemini olduğu gibi özel öğretim alanını da doğrudan etkilemektedir. Eğitimin yönetiminden sorumlu olan bakanlığın bakış açısına ilişkin yasal çerçeve bir fikir vermekle birlikte yeterli kanaat oluşturmada yetersiz kalacaktır. Bakanlığın bakış açısı konusunda yapılacak değerlendirmenin herkes tarafından aynı şekilde olacağını beklememek gerekiyor. Bakış açısı bakan kişiden kişiye değişecektir. Bu farklılık ancak herkese açık veri paylaşımı ile ortadan kaldırılabilir. Oysa ülkemizde eğitime dair açık veri paylaşımı konusunda oluşmuş geleneksel bir işleyiş düzeni bulunmamaktadır. Veri paylaşımı olmayınca herkes kendine göre yorumlar yapmak zorunda kalıyor. Eğitime dair bakış açısına ilişkin kanaat elde edebilmek için eğitime dair uygulamalara bakmak gerekiyor. Eğitime dair uygulamaları tek kelimeyle ele alıp değerlendirmek çok zordur. Ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, psikolojik boyutları olan çok yönlü, çok taraflı, karmaşık bir faaliyettir. Özel öğretim sınırları içinde bir değerlendirme bu işi biraz daha kolaylaştırabilir. Özel öğretimle sınırlansa da genel olarak eğitim kapsamındaki her faaliyetin özel öğretim alanında bulunması işi yine de zorlaştırmaktadır. Özel öğretim, eğitimle ilgili her alanda faaliyet imkanı sunar. Örgün ve yaygın her alan özel öğretim alanında yer alır. Özel öğretimin içinde sadece öğretim boyutu yer almaz. Eğitim, rehberlik, yönetim dahil toplu veya bireysel her tür faaliyet özel öğretimin içinde vardır.

Özel öğretim alanının kamuya ait kontrol alanı içinde olması denetime odaklanan bir bakış açısına yönelik değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir. Eğitim uygulamaları içinde denetim alanı bakanlık tarafından ele alınması gereken en can alıcı uygulama alanıdır. Bu alanın özel öğretim alanına etkisi de diğer tüm alanlar için olduğu kadar önem taşımaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının denetime yönelik bakış açısı konusunda önemli sorunlar vardır. Eğitim politikaları genel hatları ile iyi belirlenmediği durumlarda eğitimin alt basamaklarına yönelik politikalar da yine benzer bakış açısıyla ele alınır. Denetim politikası da bu alt basamaklardan sadece birisidir. Denetime dair bir politikadan söz etmek oldukça güçtür. Denetime yönelik bakışı doğru betimlemek denetime yönelik uygulamalardan ortaya çıkar. Denetim sistemi yasal olarak var gibi görünse de işleyiş düzenine bakıldığında sistemden çok günlük uygulamalardan söz etmek daha doğru olacaktır. Günlük uygulamalar ise uygulama yetkisini elinde bulunduran kişilerin kişisel anlayışlarına göre değişmektedir. Uygulama yetkisine sahip olanlar kendi kişisel anlayışlarına göre yetkilerini kullanırken sistemden çok günübirlik uygulamalardan söz edilebilir.

Denetim konusu eğitim sistemimizde günübirlik değişmelerle ele alındığı için istikrarlı bir yapı ortaya çıkamamıştır. Bu durum eğitimin tüm alanlarını olduğu gibi özel öğretimi de aynı şekilde etkilemiştir. Denetime dair politikasızlık özel öğretimde de politikasızlığı doğurmuştur.

Bugün bu politikasızlığın yarattığı sorunlar özel öğretimi sorunlar yumağına dönüştürmüştür. Özel öğretimde okullar genel eğitim sorunlarından kurtulamazken sınav odaklı öğretim yaklaşımı özel öğretimi içinden çıkılmaz sorunların içinde boğulur hale getirmiştir. Sınav odaklı eğitim-öğretim yaklaşımı özel öğretim alanındaki kontrol dışı alanların daha da büyümesine neden olmuştur. Eğitimdeki sınav odaklı yaklaşım okuldaki eğitimi değersizleştirirken sınavlara hazırlık imkanı sunan ortamların değer kazanmasına, ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Sınav odaklı eğitim ortamları olarak özel öğretim alanındaki kurslar en kolay sınav hazırlık yerleri haline gelmiştir. Oysa özel öğretim alanındaki yapılan mevzuat düzenlemeleri bu alanı görmezden gelmiş gibi görünmektedir. Sınavlara hazırlık eğitimi yapılan kursların çalışma düzenleri ihtiyaçlar dikkate alınmaksızın yapılmadığı durumlarda ihtiyaçlar düzenlemelerin her zaman önüne geçmektedir.

Bugün ülkemizde özel öğretim alanında ihtiyaçlarla düzenlemelerin çatışmasının ortaya çıkardığı karmaşa devasa boyutlara ulaşmış durumdadır. Özel öğretim alanında kendileri için çizilmiş çerçevenin içinde kalmakla toplumda devasa boyutlara ulaşmış ihtiyaçları karşılamak arasında sıkışıp kalmış olan kurumlarla sınava hazırlanma ihtiyaçlarını nasıl karşılayacaklarını bilemeyen öğrenciler arasında yürütülen gizli bir sözleşme sürüp gidiyor. LGS sınav hazırlıklarına yönelik kursların açılmasına izin vermeyen, üniversite giriş sınavlarına yönelik kursları tek dersle sınırlayan bakanlık ihtiyaçların gayri meşru yollardan karşılanmasına adeta herkesi zorluyor. 

                                                                                    Ali Hikmet Demir

                                                                              ahdemir35@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda Şiddeti Önleme Tedbirleri Üzerine

  Son dönemde okullarda yaşanan olaylar eğitim sisteminin işleyiş düzeni üzerinde yeniden düşünüp tartışmanın gerekliliğini bir kez daha ort...