14 Ocak 2025 Salı

Özel Eğitim Faaliyetlerinin Yönetimi Konusunda Sistemde Yaşanan Sorunlar

Özel eğitim faaliyetleri resmi ve özel kurumlar aracılığıyla yürütülen hizmetlerdir. Bu faaliyetlerin yürütülmesinde Milli Eğitim Bakanlığı baş düzenleyici yetkili kurum olarak sistemin işleyişinden birinci derecede sorumludur. Bu alanda var olan sorunlar eğitim sisteminin sorunlarının da göstergesidir.

Özel eğitim alanı tıbbi boyutları da olan bir alandır. Bu nedenle sadece eğitsel boyutta ele alınması doğru değildir. Tıbbi işlemler sağlık sistemi üzerinden yapılırken eğitim faaliyetleri de eğitim sistemi üzerinden yürütülür. Eğitim sistemi üzerinden yürütülen faaliyetler sadece sınıf içindeki faaliyetlerle sınırlı değildir. Sınıf içi faaliyetler bir yönüyle en son aşamadır denebilir. Sınıf içi faaliyetlerin yürütülmesi için bu faaliyetlerin çerçevesinin doğru bir şekilde çizilmesi gerekmektedir.

Özel eğitim faaliyetleri ile özel öğretim faaliyetleri birbirine genelde karıştırılmaktadır. Özel eğitim bireye yönelik bir eğitim faaliyeti iken özel öğretim özel şahıslar tarafından yürütülen her türlü eğitim öğretim faaliyetini kapsar.

Milli Eğitim Bakanlığında özel eğitim faaliyetleri ile ilgili olarak farklı merkezi düzeyde birimler bulunmaktadır. Özel eğitim ve rehberlik hizmetleri genel müdürlüğü, Özel öğretim kurumları genel müdürlüğü bu çerçevede başlıca kurumlardır. Bunlardan başka Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı da oldukça önemli bir birim olarak sayılmalıdır. Bu merkezi birimler arasında koordinasyonun etkin bir şekilde sağlanması verilecek hizmetlerin kalitesi konusunda önemli bir unsurdur. Bu yönüyle merkez teşkilatında birimler arası koordinasyon eksikliği bu hizmetlerin kalitesini de etkilemektedir.

Özel eğitim hizmetlerinin resmi kurumlarda yürütülmesi ile özel kurumlarda yürütülmesi arasında da yine önemli sorunlar bulunmaktadır.

Özel eğitim hizmetlerinin yönetimi uzmanlık gerektiren bir alandır. Okul yöneticilerinin bu alanda yetkin olmaları bu hizmetlerin niteliğine olumlu veya olumsuz etki yapmaktadır.

Özel eğitim hizmetleri tek kişinin çabası ile yürütülmez. Birey, bireyin yakın çevresi, bireye eğitim hizmeti sunanlar, bu hizmetleri yönlendiren kişiler ve kurumlar bu alanda iyi bir işbirliği yapmaları gerekir. Kurumsal koordinasyon kadar kişiler arası koordinasyon da önemlidir.

Özel eğitim hizmetlerinin sunumunda görev alanların bu alanda özel olarak yetişmiş olmaları önemlidir. Özel eğitim hizmetine ihtiyaç duyan birey diğer bireyler gibi değildir. Özellikle yetersizlik veya engel nedeniyle özel eğitim alan bireylerin özel yöntem, teknik, araç gereç ve uygulamalarla öğrenmesi mümkündür. Bu konularda yeterli bilgi, beceri, tutum ve davranışa sahip olmayan kişilerin bu hizmetleri gerektiği gibi sunabilmesi mümkün değildir.

Özel kişiler tarafından özel eğitim hizmeti sunulması özel öğretim kurumları kapsamında açılan kurumlar eliyle olur. Özel sektörün sunduğu bu hizmetler MEB’de özel öğretim kurumları genel müdürlüğü tarafından yönetilir.

Özel eğitim hizmetine ihtiyaç duyacak kişilerin hangi alanda ne tür bir eğitim çerçevesinde eğitime tabi tutulacağı eğitsel tanılama denilen bir süreçle belirlenir. Bu süreç tek kişi veya kurum tarafından yönetilmez. Milli Eğitim Bakanlığında Rehberlik Araştırma Merkezleri olarak yapılandırılmış olan kurumlar özel eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde kritik kurumlar arasında yer alır. Rehberlik Araştırma Merkezleri bireye verilecek özel eğitimin çerçevesini çizer. Bu yönüyle bu çerçevenin doğru bir şekilde betimlenmesi eğitimin niteliğine büyük etki yapar. Rehberlik Araştırma Merkezlerinin çalışma düzenleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılandırılır. Bu yönüyle Milli Eğitim Bakanlığının merkezi ve taşra düzeyindeki çalışma düzeni özel eğitim hizmetlerinin niteliğine doğrudan etki yapmaktadır.

Eğitsel tanılama süreci hassas bir süreçtir. Bu sürecin doğru yönetilmesi bireye verilecek eğitim hizmetinin niteliğini doğrudan etkiler. Eğitsel tanılamada Rehberlik Araştırma Merkezleri kritik önemde olmakla birlikte tüm süreç bu kurumun çizdiği çerçevenin içinde kalmak zorunda değildir.

Özel eğitim ihtiyacına sahip bireylerin fiziksel, zihinsel, duygusal yönlerinde değişkenlik yaşanması nedeniyle sürekli, mutedil, tekdüze bir işleyişten söz edilemez. Bireye özgülük çok ön plandadır. Öğrenme stilleri kişiden kişiye, durumdan duruma farklılık gösterebilir.

Resmi kurumlar bünyesinde yürütülen özel eğitim hizmetleri için uygulanan prosedür ile özel öğretim kapsamında yer alan kurumlar bünyesinde yürütülen özel eğitim hizmetlerinde benzerlikler kadar farklılıklar da vardır. 

Özel eğitim hizmetleri bireysel ve grup eğitimleri şeklinde yapılandırılabilir. Bireysel eğitimler doğrudan doğruya bireyin kişisel yeterlilik düzeyinin geliştirilmesini hedeflerken grup eğitimleri sosyal yeterliklerinin geliştirilmesine katkı yapmayı hedefler.

Özel öğretim kapsamında yürütülen özel eğitim hizmetleri karşılığı devlet/kamu bu hizmeti veren kurumlara maddi ödeme yapmaktadır. Bireysel ve grup eğitimleri bakanlığın belirlediği çerçeve içinde sunulur. Özel öğretim kapsamındaki özel eğitim hizmetlerinin bu yönüyle çok daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Her bir öğrenci için önemli bir kamu kaynağı kullanılmaktadır. Bu kaynakların verimli bir şekilde dağıtıldığını söylemek güçtür.

Özel öğretim kurum sahipleri bu alanda yetkinlik kazanmış kişiler olarak ilgili diğer paydaşlar üzerinde büyük etkiye sahiptir. Özel öğretim kurum sahipliklerinin yetkinliği akla nitelikli bir eğitim hizmeti sunumunu getirse de bu konuda önemli istismarların yaşandığı görülmektedir. Özel eğitim hizmetlerinin sunumu karşılığı verilen ödemeler nedeniyle bu alan ticari bir boyuta da bürünmektedir. Eğitim faaliyetinin ticari boyut kazanması önemli sorunlara neden olmaktadır. Ülke gündemindeki yeni doğan üniteleri aracılığıyla yaşanan SGK dolandırıcılıklarının benzeri eğitim sektöründe de özel eğitim hizmetlerinin sunumu aracılığıyla yaşanabilmektedir.

Özel eğitim faaliyetlerinde nitelik konusunda önemli sorunlar bulunmaktadır. Özel eğitimi en iyi şekilde vermesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda önemli eksiklerle malüldür. Her tür eğitim faaliyetini öncelikle vermekle yükümlü olan bakanlık özel eğitim alanındaki çalışmalarda en başta fiziki ortamlar olmak üzere personel, araç gereç ve işleyişi yönetme konusunda önemli eksikler içinde adeta boğulmuş durumdadır. Özel eğitim konusu hakkında en üst düzeyde bakanlıkta oluşmuş bir temel anlayış bulunmamaktadır. Özel eğitim faaliyetleri son yıllarda geliştirilmeye çalışılmaktadır. Özel eğitim faaliyetlerinin yürütüleceği fiziki ortamlar yönüyle okullarda yeterli alanlar yoktur. Bakanlık öncelikle genel eğitime odaklanmaktadır. Özel eğitim arkadan gelmekte ve ancak yoğun bir toplumsal talep ve baskı oluşursa harekete geçilmektedir. Özel eğitime dair işleyişi düzenleyecek olan mevzuat alanında zihinler henüz net bir anlayışa sahip olabilmiş değildir. Mevzuat adı altında çıkarılan kanuni düzenlemelerin uygulanmasına yönelik yönetmelikler çıkarılmakla birlikte bu yönetmeliklerin uygulamaya yeterince destek verdiği söylenemez. Farklı türlerde özel eğitim ihtiyaçlarının tümünün farkında olunmadığı görülmektedir. Görevi salt özel eğitim olan eğitim kurumlarının sayısı ve niteliği çok yetersiz düzeylerdedir. Özel eğitime ihtiyaç duyan kişilere yönelik destek eğitim faaliyetlerinin yürütüleceği derslikler pek çok okulda bulunmamaktadır. Fiziki alanlardaki eksikliğin daha büyüğü personel boyutunda yaşanmaktadır. Özel eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde görev alan kişilerin büyük çoğunluğu kadrolu olmadığı gibi uzmanlık eğitimi almış da değildir. Büyük çoğunluğu bu konularda katıldıkları kurslardan aldıkları belgelere dayanarak yıllar boyu okullarda özel eğitim hizmetlerini yürütüyor görünmektedir. Özel eğitim hizmetlerini yürütme faaliyetlerinde yetkin personel sayısı çok yetersiz olduğu gibi bu faaliyetleri yürüten personel arasında koordinasyon sağlaması gereken yöneticilerin de bu konularda yeterli formasyona sahip olmadıkları açık bir gerçektir. Yöneticilik görevi halen eğitim sisteminde herkesin bir şekilde yapabileceği sıradan işler gibi görülmekte, yönetici yetiştirme, eğitimi ve değerlendirme süreci halen bilimsel bir temele oturabilmiş değildir. Özel eğitim faaliyetleri doğrudan sınıfta bu faaliyetleri yürütmekle görevlendirilmiş kişilerin tek başına omuzlamak zorunda kaldığı ve çoğu zaman bu ağır yükün altından kalkılamayarak kağıt üzerinde kalan işler halinde okullarda sürdürülmeye çalışılmaktadır. İl/İlçe düzeyinde özel eğitim faaliyetlerinin yönetim ve koordinasyonundan sorumlu birimlerin okullardaki işleyişi gerektiği gibi takip edebildiğini söylemek zor görünmektedir. İl/ilçe düzeyindeki özel eğitim faaliyetleri rutin işlerin dışına çıkmaktan uzak faaliyetler olarak tıpkı okullardaki gibi kağıt üzerinde kalmaktadır. Özel eğitim faaliyetlerinin yönetimine yönelik işler çoğu zaman bu alanda yeterli eğitim almamış kişilerin eliyle yürütülmeye, yönetilmeye çalışılmaktadır. Daha çok mevzuatın genel gereklerinin yerine kağıt üzerinde getirilmesinden daha fazla bir faaliyetin yapılabildiğini söylemek zor görünmektedir.

Özel eğitim faaliyetlerinin en büyük paydaşlarından birisi olan Rehberlik Araştırma Merkezleri özel eğitim alanında belki de en bilinçli kişilerin bulunduğu kurumsal yapılar olabilir. Bununla birlikte rehberlik araştırma merkezlerinin özel eğitim faaliyetleri yanında rehberlik faaliyetleri olarak ikinci bir görev alanı daha bulunmaktadır. Özel eğitim ve rehberlik faaliyetleri bu kurumların iki ana görevi olmakla birlikte bu kurumların işleyişinde de önemli sorunlar görülmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı çıkardığı mevzuatta nüfusa göre kurum açma şartı getirmiş olmakla birlikte bu şartın bile gereğini yerine getirme geleneğine sahip olabilmiş değildir. Rehberlik araştırma merkezlerinin açılışında tek karar verici olan bakanlık bu konuda ihtiyaçları gerektiği gibi gerçekçi bir şekilde takip ederek yönetebilmekten oldukça uzaktır. Bakanlık genel olarak her ilçede bir tane rehberlik araştırma merkezi açmak yerine hangi kritere göre hareket ettiği anlaşılması imkansız bir anlayışla rehberlik araştırma merkezi açma politikasını kendi kendine saklamaktadır. Bakanlığın bu konudaki politikasının anlaşılmasını sağlayacak bir hüküm, düzenleme, sistem bulunmamaktadır. Yedi yüz bini aşan ilçede de bir Rehberlik araştırma merkezi açan bakanlık bu sayıyı iş yüküne göre artırma gibi bir işleyişe henüz kazanabilmiş değildir. Bazı ilçelerde hiç rehberlik araştırma merkezi bulunmamakta, komşu ilçelere de hizmet etme sorumluluğu yüklenmektedir. Bakanlığın bu çarpık uygulaması genelde rehberlik araştırma merkezlerini iş yükünün altında ezmektedir. Okullarda yürütülen rehberlik araştırma merkezlerinin görev alanına giren faaliyetler bu yönüyle de sahipsiz kalmaktadır. Özel eğitim hizmetleri kadar rehberlik faaliyetleri de rehberlik araştırma merkezlerinin yoğun iş yükünden dolayı yetiştirilememekte ve pek çok işin uygulama geçmesi yerine kağıt üzerinde kalmasına neden olmaktadır.

Özel eğitim faaliyetleri bakanlık tarafından yetiştirilemeyince ve gerektiği gibi yaygınlaştırılamayınca özel sektöre kapı açılmaktadır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri bu yönüyle bakanlığın yürütmesi gereken özel eğitim hizmetlerini devletten aldıkları para karşılığında yerine getirmeyi hedeflemektedir. Özel eğitim hizmetlerine yönelik harcanan kamu kaynakları her geçen gün artmaktadır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin ilk çıktığı dönemlerde büyük yolsuzluklar yaşanmıştır. Pek çok kurum devletin verdiği parayı almak için her tür yolsuzluğu sonuna kadar yapmıştır. Geçmişte gizlenen özel eğitimli bireyler devletin verdiği parasal destek nedeniyle aileler için adeta geçim kapısına dönüşmüştür. Yapılan inceleme soruşturmalarla yapılan usulsüz ödemelerin bir kısmı geri alınmaya çalışılırken yolsuzluğu önleyecek sistemin kurulması yolunda çalışmalar halen sürmektedir. Bugün bu alanda yolsuzluk var mıdır, yok mudur sorusunun cevabını verebilmek için kapsamlı çalışmaların yapılması gerektiği açıktır. Özel eğitim ve rehabilitasyon sürecinin ortaya çıkardığı devasa kaynak tüketiminin gerektiği gibi yerine ulaşmasını sağlayabilmek için halen önemli adımların atılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde fatura ödemeye esas evrak anlamında bir eksiklik veya usulsüzlük, yolsuzluk olduğunu ispat edebilmek güç olmakla birlikte yapılan faaliyetlerin odağında olan bireylere verilen eğitimin gerektiği gibi etkin ve verimli olup olmadığının tespitinde önemli eksikliklerin bulunduğu açıkça söylenebilir. Özel eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde aktörlük yapan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri bu alanda büyük bir sektör haline gelmiş durumdadır. Bu sektörde gerçekten başarılı hizmetler veren kurumların sayısı hiç de az olmamakla birlikte bu kurumların etkin ve verimli işletilmesinde sorumluluk sahibi olan bakanlık birimlerinin çok daha etkin ve aktif olması gerekmektedir. Oysa bakanlıkta bu işleri yürütmesi gereken birimler henüz emekleme aşamasındadır. Bu kurumların kendilerine yüklenen görevleri yerine getirebilmesi için daha çok adımların atılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

Özel eğitim faaliyetlerinin bireyler, aile, çevre ve toplum boyutunda da önemli sorunlar olmakla birlikte bu yazıyı eğitim sisteminin en önemli aktörü olan bakanlık boyutundakine odaklanılmasıyla sınırlanmıştır.

 

 

                                                                                    Ali Hikmet Demir

                                                                              alihikmetdemir@gmail.com

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda Şiddeti Önleme Tedbirleri Üzerine

  Son dönemde okullarda yaşanan olaylar eğitim sisteminin işleyiş düzeni üzerinde yeniden düşünüp tartışmanın gerekliliğini bir kez daha ort...