Özel eğitim faaliyetleri resmi ve
özel kurumlar aracılığıyla yürütülen hizmetlerdir. Bu faaliyetlerin
yürütülmesinde Milli Eğitim Bakanlığı baş düzenleyici yetkili kurum olarak
sistemin işleyişinden birinci derecede sorumludur. Bu alanda var olan sorunlar
eğitim sisteminin sorunlarının da göstergesidir.
Özel eğitim alanı tıbbi boyutları da
olan bir alandır. Bu nedenle sadece eğitsel boyutta ele alınması doğru
değildir. Tıbbi işlemler sağlık sistemi üzerinden yapılırken eğitim
faaliyetleri de eğitim sistemi üzerinden yürütülür. Eğitim sistemi üzerinden yürütülen
faaliyetler sadece sınıf içindeki faaliyetlerle sınırlı değildir. Sınıf içi
faaliyetler bir yönüyle en son aşamadır denebilir. Sınıf içi faaliyetlerin
yürütülmesi için bu faaliyetlerin çerçevesinin doğru bir şekilde çizilmesi
gerekmektedir.
Özel eğitim faaliyetleri ile özel
öğretim faaliyetleri birbirine genelde karıştırılmaktadır. Özel eğitim bireye
yönelik bir eğitim faaliyeti iken özel öğretim özel şahıslar tarafından
yürütülen her türlü eğitim öğretim faaliyetini kapsar.
Milli Eğitim Bakanlığında özel eğitim
faaliyetleri ile ilgili olarak farklı merkezi düzeyde birimler bulunmaktadır.
Özel eğitim ve rehberlik hizmetleri genel müdürlüğü, Özel öğretim kurumları
genel müdürlüğü bu çerçevede başlıca kurumlardır. Bunlardan başka Talim Terbiye
Kurulu Başkanlığı da oldukça önemli bir birim olarak sayılmalıdır. Bu merkezi
birimler arasında koordinasyonun etkin bir şekilde sağlanması verilecek
hizmetlerin kalitesi konusunda önemli bir unsurdur. Bu yönüyle merkez
teşkilatında birimler arası koordinasyon eksikliği bu hizmetlerin kalitesini de
etkilemektedir.
Özel eğitim hizmetlerinin resmi
kurumlarda yürütülmesi ile özel kurumlarda yürütülmesi arasında da yine önemli
sorunlar bulunmaktadır.
Özel eğitim hizmetlerinin yönetimi
uzmanlık gerektiren bir alandır. Okul yöneticilerinin bu alanda yetkin olmaları
bu hizmetlerin niteliğine olumlu veya olumsuz etki yapmaktadır.
Özel eğitim hizmetleri tek kişinin
çabası ile yürütülmez. Birey, bireyin yakın çevresi, bireye eğitim hizmeti
sunanlar, bu hizmetleri yönlendiren kişiler ve kurumlar bu alanda iyi bir
işbirliği yapmaları gerekir. Kurumsal koordinasyon kadar kişiler arası
koordinasyon da önemlidir.
Özel eğitim hizmetlerinin sunumunda
görev alanların bu alanda özel olarak yetişmiş olmaları önemlidir. Özel eğitim
hizmetine ihtiyaç duyan birey diğer bireyler gibi değildir. Özellikle
yetersizlik veya engel nedeniyle özel eğitim alan bireylerin özel yöntem,
teknik, araç gereç ve uygulamalarla öğrenmesi mümkündür. Bu konularda yeterli
bilgi, beceri, tutum ve davranışa sahip olmayan kişilerin bu hizmetleri
gerektiği gibi sunabilmesi mümkün değildir.
Özel kişiler tarafından özel eğitim
hizmeti sunulması özel öğretim kurumları kapsamında açılan kurumlar eliyle
olur. Özel sektörün sunduğu bu hizmetler MEB’de özel öğretim kurumları genel
müdürlüğü tarafından yönetilir.
Özel eğitim hizmetine ihtiyaç duyacak
kişilerin hangi alanda ne tür bir eğitim çerçevesinde eğitime tabi tutulacağı
eğitsel tanılama denilen bir süreçle belirlenir. Bu süreç tek kişi veya kurum
tarafından yönetilmez. Milli Eğitim Bakanlığında Rehberlik Araştırma Merkezleri
olarak yapılandırılmış olan kurumlar özel eğitim hizmetlerinin yürütülmesinde
kritik kurumlar arasında yer alır. Rehberlik Araştırma Merkezleri bireye
verilecek özel eğitimin çerçevesini çizer. Bu yönüyle bu çerçevenin doğru bir
şekilde betimlenmesi eğitimin niteliğine büyük etki yapar. Rehberlik Araştırma
Merkezlerinin çalışma düzenleri Milli Eğitim Bakanlığı tarafından
yapılandırılır. Bu yönüyle Milli Eğitim Bakanlığının merkezi ve taşra
düzeyindeki çalışma düzeni özel eğitim hizmetlerinin niteliğine doğrudan etki
yapmaktadır.
Eğitsel tanılama süreci hassas bir
süreçtir. Bu sürecin doğru yönetilmesi bireye verilecek eğitim hizmetinin
niteliğini doğrudan etkiler. Eğitsel tanılamada Rehberlik Araştırma Merkezleri
kritik önemde olmakla birlikte tüm süreç bu kurumun çizdiği çerçevenin içinde
kalmak zorunda değildir.
Özel eğitim ihtiyacına sahip
bireylerin fiziksel, zihinsel, duygusal yönlerinde değişkenlik yaşanması
nedeniyle sürekli, mutedil, tekdüze bir işleyişten söz edilemez. Bireye özgülük
çok ön plandadır. Öğrenme stilleri kişiden kişiye, durumdan duruma farklılık
gösterebilir.
Resmi kurumlar bünyesinde yürütülen
özel eğitim hizmetleri için uygulanan prosedür ile özel öğretim kapsamında yer
alan kurumlar bünyesinde yürütülen özel eğitim hizmetlerinde benzerlikler kadar
farklılıklar da vardır.
Özel eğitim hizmetleri bireysel ve
grup eğitimleri şeklinde yapılandırılabilir. Bireysel eğitimler doğrudan
doğruya bireyin kişisel yeterlilik düzeyinin geliştirilmesini hedeflerken grup
eğitimleri sosyal yeterliklerinin geliştirilmesine katkı yapmayı hedefler.
Özel öğretim kapsamında yürütülen
özel eğitim hizmetleri karşılığı devlet/kamu bu hizmeti veren kurumlara maddi
ödeme yapmaktadır. Bireysel ve grup eğitimleri bakanlığın belirlediği çerçeve
içinde sunulur. Özel öğretim kapsamındaki özel eğitim hizmetlerinin bu yönüyle
çok daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir. Her bir öğrenci için
önemli bir kamu kaynağı kullanılmaktadır. Bu kaynakların verimli bir şekilde
dağıtıldığını söylemek güçtür.
Özel öğretim kurum sahipleri bu
alanda yetkinlik kazanmış kişiler olarak ilgili diğer paydaşlar üzerinde büyük
etkiye sahiptir. Özel öğretim kurum sahipliklerinin yetkinliği akla nitelikli
bir eğitim hizmeti sunumunu getirse de bu konuda önemli istismarların yaşandığı
görülmektedir. Özel eğitim hizmetlerinin sunumu karşılığı verilen ödemeler
nedeniyle bu alan ticari bir boyuta da bürünmektedir. Eğitim faaliyetinin
ticari boyut kazanması önemli sorunlara neden olmaktadır. Ülke gündemindeki
yeni doğan üniteleri aracılığıyla yaşanan SGK dolandırıcılıklarının benzeri
eğitim sektöründe de özel eğitim hizmetlerinin sunumu aracılığıyla
yaşanabilmektedir.
Özel eğitim faaliyetlerinde nitelik
konusunda önemli sorunlar bulunmaktadır. Özel eğitimi en iyi şekilde vermesi
gereken Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda önemli eksiklerle malüldür. Her tür eğitim
faaliyetini öncelikle vermekle yükümlü olan bakanlık özel eğitim alanındaki
çalışmalarda en başta fiziki ortamlar olmak üzere personel, araç gereç ve
işleyişi yönetme konusunda önemli eksikler içinde adeta boğulmuş durumdadır.
Özel eğitim konusu hakkında en üst düzeyde bakanlıkta oluşmuş bir temel anlayış
bulunmamaktadır. Özel eğitim faaliyetleri son yıllarda geliştirilmeye
çalışılmaktadır. Özel eğitim faaliyetlerinin yürütüleceği fiziki ortamlar
yönüyle okullarda yeterli alanlar yoktur. Bakanlık öncelikle genel eğitime
odaklanmaktadır. Özel eğitim arkadan gelmekte ve ancak yoğun bir toplumsal
talep ve baskı oluşursa harekete geçilmektedir. Özel eğitime dair işleyişi
düzenleyecek olan mevzuat alanında zihinler henüz net bir anlayışa sahip
olabilmiş değildir. Mevzuat adı altında çıkarılan kanuni düzenlemelerin
uygulanmasına yönelik yönetmelikler çıkarılmakla birlikte bu yönetmeliklerin
uygulamaya yeterince destek verdiği söylenemez. Farklı türlerde özel eğitim
ihtiyaçlarının tümünün farkında olunmadığı görülmektedir. Görevi salt özel
eğitim olan eğitim kurumlarının sayısı ve niteliği çok yetersiz düzeylerdedir.
Özel eğitime ihtiyaç duyan kişilere yönelik destek eğitim faaliyetlerinin yürütüleceği
derslikler pek çok okulda bulunmamaktadır. Fiziki alanlardaki eksikliğin daha
büyüğü personel boyutunda yaşanmaktadır. Özel eğitim faaliyetlerinin
yürütülmesinde görev alan kişilerin büyük çoğunluğu kadrolu olmadığı gibi
uzmanlık eğitimi almış da değildir. Büyük çoğunluğu bu konularda katıldıkları
kurslardan aldıkları belgelere dayanarak yıllar boyu okullarda özel eğitim
hizmetlerini yürütüyor görünmektedir. Özel eğitim hizmetlerini yürütme faaliyetlerinde
yetkin personel sayısı çok yetersiz olduğu gibi bu faaliyetleri yürüten
personel arasında koordinasyon sağlaması gereken yöneticilerin de bu konularda
yeterli formasyona sahip olmadıkları açık bir gerçektir. Yöneticilik görevi
halen eğitim sisteminde herkesin bir şekilde yapabileceği sıradan işler gibi
görülmekte, yönetici yetiştirme, eğitimi ve değerlendirme süreci halen bilimsel
bir temele oturabilmiş değildir. Özel eğitim faaliyetleri doğrudan sınıfta bu
faaliyetleri yürütmekle görevlendirilmiş kişilerin tek başına omuzlamak zorunda
kaldığı ve çoğu zaman bu ağır yükün altından kalkılamayarak kağıt üzerinde
kalan işler halinde okullarda sürdürülmeye çalışılmaktadır. İl/İlçe düzeyinde
özel eğitim faaliyetlerinin yönetim ve koordinasyonundan sorumlu birimlerin
okullardaki işleyişi gerektiği gibi takip edebildiğini söylemek zor
görünmektedir. İl/ilçe düzeyindeki özel eğitim faaliyetleri rutin işlerin
dışına çıkmaktan uzak faaliyetler olarak tıpkı okullardaki gibi kağıt üzerinde
kalmaktadır. Özel eğitim faaliyetlerinin yönetimine yönelik işler çoğu zaman bu
alanda yeterli eğitim almamış kişilerin eliyle yürütülmeye, yönetilmeye
çalışılmaktadır. Daha çok mevzuatın genel gereklerinin yerine kağıt üzerinde
getirilmesinden daha fazla bir faaliyetin yapılabildiğini söylemek zor
görünmektedir.
Özel eğitim faaliyetlerinin en büyük
paydaşlarından birisi olan Rehberlik Araştırma Merkezleri özel eğitim alanında
belki de en bilinçli kişilerin bulunduğu kurumsal yapılar olabilir. Bununla
birlikte rehberlik araştırma merkezlerinin özel eğitim faaliyetleri yanında
rehberlik faaliyetleri olarak ikinci bir görev alanı daha bulunmaktadır. Özel
eğitim ve rehberlik faaliyetleri bu kurumların iki ana görevi olmakla birlikte
bu kurumların işleyişinde de önemli sorunlar görülmektedir. Milli Eğitim
Bakanlığı çıkardığı mevzuatta nüfusa göre kurum açma şartı getirmiş olmakla
birlikte bu şartın bile gereğini yerine getirme geleneğine sahip olabilmiş
değildir. Rehberlik araştırma merkezlerinin açılışında tek karar verici olan
bakanlık bu konuda ihtiyaçları gerektiği gibi gerçekçi bir şekilde takip ederek
yönetebilmekten oldukça uzaktır. Bakanlık genel olarak her ilçede bir tane
rehberlik araştırma merkezi açmak yerine hangi kritere göre hareket ettiği anlaşılması
imkansız bir anlayışla rehberlik araştırma merkezi açma politikasını kendi
kendine saklamaktadır. Bakanlığın bu konudaki politikasının anlaşılmasını
sağlayacak bir hüküm, düzenleme, sistem bulunmamaktadır. Yedi yüz bini aşan
ilçede de bir Rehberlik araştırma merkezi açan bakanlık bu sayıyı iş yüküne
göre artırma gibi bir işleyişe henüz kazanabilmiş değildir. Bazı ilçelerde hiç
rehberlik araştırma merkezi bulunmamakta, komşu ilçelere de hizmet etme sorumluluğu
yüklenmektedir. Bakanlığın bu çarpık uygulaması genelde rehberlik araştırma
merkezlerini iş yükünün altında ezmektedir. Okullarda yürütülen rehberlik
araştırma merkezlerinin görev alanına giren faaliyetler bu yönüyle de sahipsiz
kalmaktadır. Özel eğitim hizmetleri kadar rehberlik faaliyetleri de rehberlik
araştırma merkezlerinin yoğun iş yükünden dolayı yetiştirilememekte ve pek çok
işin uygulama geçmesi yerine kağıt üzerinde kalmasına neden olmaktadır.
Özel eğitim faaliyetleri bakanlık
tarafından yetiştirilemeyince ve gerektiği gibi yaygınlaştırılamayınca özel
sektöre kapı açılmaktadır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri bu yönüyle
bakanlığın yürütmesi gereken özel eğitim hizmetlerini devletten aldıkları para
karşılığında yerine getirmeyi hedeflemektedir. Özel eğitim hizmetlerine yönelik
harcanan kamu kaynakları her geçen gün artmaktadır. Özel eğitim ve
rehabilitasyon merkezlerinin ilk çıktığı dönemlerde büyük yolsuzluklar
yaşanmıştır. Pek çok kurum devletin verdiği parayı almak için her tür
yolsuzluğu sonuna kadar yapmıştır. Geçmişte gizlenen özel eğitimli bireyler
devletin verdiği parasal destek nedeniyle aileler için adeta geçim kapısına
dönüşmüştür. Yapılan inceleme soruşturmalarla yapılan usulsüz ödemelerin bir
kısmı geri alınmaya çalışılırken yolsuzluğu önleyecek sistemin kurulması
yolunda çalışmalar halen sürmektedir. Bugün bu alanda yolsuzluk var mıdır, yok
mudur sorusunun cevabını verebilmek için kapsamlı çalışmaların yapılması
gerektiği açıktır. Özel eğitim ve rehabilitasyon sürecinin ortaya çıkardığı
devasa kaynak tüketiminin gerektiği gibi yerine ulaşmasını sağlayabilmek için
halen önemli adımların atılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Özel eğitim ve
rehabilitasyon merkezlerinde fatura ödemeye esas evrak anlamında bir eksiklik
veya usulsüzlük, yolsuzluk olduğunu ispat edebilmek güç olmakla birlikte
yapılan faaliyetlerin odağında olan bireylere verilen eğitimin gerektiği gibi
etkin ve verimli olup olmadığının tespitinde önemli eksikliklerin bulunduğu
açıkça söylenebilir. Özel eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde aktörlük yapan
özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri bu alanda büyük bir sektör haline gelmiş
durumdadır. Bu sektörde gerçekten başarılı hizmetler veren kurumların sayısı hiç
de az olmamakla birlikte bu kurumların etkin ve verimli işletilmesinde
sorumluluk sahibi olan bakanlık birimlerinin çok daha etkin ve aktif olması
gerekmektedir. Oysa bakanlıkta bu işleri yürütmesi gereken birimler henüz
emekleme aşamasındadır. Bu kurumların kendilerine yüklenen görevleri yerine
getirebilmesi için daha çok adımların atılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Özel eğitim faaliyetlerinin bireyler,
aile, çevre ve toplum boyutunda da önemli sorunlar olmakla birlikte bu yazıyı
eğitim sisteminin en önemli aktörü olan bakanlık boyutundakine odaklanılmasıyla
sınırlanmıştır.
Ali Hikmet Demir

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder