28 Mayıs 2024 Salı

Eğitimde Kanayan Yara Denetim


 

Denetime genel yönetim anlayışı çerçevesinde bütüncü bir bakış açısı ile yaklaşmak gerekmektedir. Yönetim bilimlerinin geldiği noktada yönetim ve denetim faaliyetleri başta olmak üzere tüm yönetim alt işlevlerinin çağdaş bir anlayışla, eğitimin özel alanını da dikkate alarak bir eğitim yönetim bilim anlayışıyla ele alınması gerekirken ne yazık ki bu anlayış hemen hiçbir dönemde gelişme imkânı bulamamıştır. Bu durum denetimin etkisizleşmesiyle sonuçlanmıştır.

Eğitimde denetim faaliyetlerinin önemi konusunda yaşanan bir tartışma söz konusu olmamakla birlikte nasıl bir sistem kurulması gerektiği konusunda bir fikir birliğinin bulunmadığı açıkça görülmektedir. Söylem bazında denetimin önemine herkes vurgu yapmakla birlikte uygulamanın söylemle başa baş, paralel, uyumlu gittiğini söylemek mümkün görünmemektedir.

Geçmişten beri denetim faaliyetlerine yönelik eğitim sistemimizde ciddi bir değerlendirme yapıldığı söylenemez. Denetim faaliyetlerine yönelik bir politika geliştirildiğini, politikaya dayalı bir denetim anlayışının olduğunu iddia etmek güçtür. Genelde denetim faaliyetleri yönetim makamlarında bulunan kişilerin kişisel anlayışlarına göre yürütülmüştür. Bu durum denetimden beklenen yararın ortaya çıkmasına, geleneksel bir denetim sisteminin kurulmasına, etkin bir denetim faaliyetinin kökleşmesine engel olmuştur.

Denetim faaliyetleri denetim görevini yürüten kişilerin anlayışlarına bırakılmış rutin, bürokratik, yönetsel bir faaliyet olarak kalmıştır. Denetim konusunda geçmişten beri zaman zaman yönetmelik düzeyinde mevzuat düzenlemeleri yapılmış olmakla birlikte bunlarda da bir bütünlük yoktur. Yapılan değişiklikler daha çok isim değişikliği, görev alanlarına yönelik tekrar eden ekleme ve çıkarmalardan daha ileri bir adım atıldığı söylenemez.

Eğitim sistemimizde denetim yapısına, işleyişine ilişkin açık bir veri paylaşılmamaktadır. Bakanlığın herkese açık sunduğu veri paylaşım platformlarında denetime dair resmi birimlerdeki görevlilerle, görev ve sorumluluklar dışında başka bir bilgi paylaşılmamaktadır. Eğitime dair kamuya yansıyan tartışmalarda ortaya çıkan verilerin derlenmesi sonucunda bazı bilgilere dolaylı olarak ulaşılabilmektedir.

Paylaşılan verilerin derlenmesinden 2015 yılı itibariyle bakanlık denetim birimlerindeki denetim faaliyetini yürüten görevli sayısının 4500 olduğu anlaşılmaktadır. 2024 yılında meclis gündeminde görüşmeleri yapılan Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili tartışmalar sırasında yine kamuya yansıyan verilerde denetim faaliyetinde görev yapan müfettiş sayısının 2000 olduğu, bu sayının dörtte birinin ise son iki yıl içinde alındığı görülmektedir. Son on yıl içinde denetim faaliyetini yapacak kişi sayısı yüzde elli azalmıştır. Bu durum eğitim sisteminde denetim faaliyetlerinin ne kadar yetersiz duruma geldiğini göstermektedir.

Sadece sayısal verilerde durum bu iken denetim faaliyetleri 2016 yılından itibaren 2022 Marta kadar tamamen kaldırılmış durumda idi.

Denetim faaliyetlerinin bu durumu önemli bir toplumsal bir hizmet alanı olan eğitim alanında büyük sorunlara yol açmıştır. En başta özel öğretim alanı tamamen denetimsiz kalmış ve sonuçta devasa boyutlarda kaçak eğitim faaliyetlerine alan açılmıştır. Halen bu alanda önemli denetim eksiklerinden kaynaklanan temel sorunlar yaşanmaktadır. Geçmişte büyük tartışmalara yol açan dershanecilik faaliyetleri büyük oranda kaçak merdiven altı faaliyetlere dönüşmüştür. Son dönemde yapılan mevzuat düzenlemeleri sonrası özel öğretim kurslarına yönelik iyileştirmeler sonrası kısmi bir iyileşme yaşansa da LGS alanında halen büyük bir boşluk bulunmaktadır. Yasal olarak LGS hazırlık kursu açmak mümkün olmasa da şehirlerin en merkezi yerlerinde boy boy afişlerle, sosyal medya ortamlarında kişisel gelişim kursları adı altında LGS kurs faaliyetleri açıkça ilan edilerek duyurulmakta, reklam yapılmaktadır. Yasal olarak yapılması mümkün olmayan böylesi faaliyetlerin bu kadar pervasızca ve açıkça yapılıyor olması bu faaliyetleri merdiven altı diye nitelemekten çok farklı boyutlara ulaşmış görünmektedir.

Özel öğretim kurumlarıyla ilgili olarak sınavlara hazırlık kursları dışında kalan okullar ve diğer kurumlara yönelik de kurslardakine benzer bir denetimsizlik uzun bir süre hüküm sürmüştür. Açıldığı günden beri denetim yapılmamış kurumlarla karşılaşmak hiç de şaşırtıcı değildir. Bu durum özel öğretim sektöründe personel hakları başta olmak üzere binaların fiziki alt yapılarının büyük oranda ihmal edilmesine yol açmıştır.

Özel öğretim alanında yaşanan denetimsizlik benzer şekilde resmi kurumlar için de aynı şekilde söz konusudur. Eğitim sisteminde denetim işlevinin ihmal edilmesi ile birlikte işleyiş tamamen okul ve kurum müdürlerinin kişisel anlayışlarına bırakılmış bir duruma dönüşmüştür. Eğitim faaliyetleri okullardan istenen verilerin işlendiği modüllerdeki sayısal göstergelere bakılarak sağlıklı bir şekilde yürütülemez. Modüllerdeki verilerden hareketle eğitimi yönetmek savaşı uzaktan yönetmeye benzer. Savaş bizzat cephede yürütülen faaliyetlerle yürütülür ve kazanılır. Eğitimde faaliyetlerin bizzat yürütüldüğü yerler olan okullardaki işleyişe yakından bakılması gerekir. Bu ise etkin bir denetim sistemini gerektirir.

Gelinen noktada denetim sistemi büyük bir kan kaybı yaşamaktadır. Bugün denetim faaliyetleri alanında görev alacak personel bulmakta zorluk yaşanmaktadır. Halen görev yapmakta olan denetim görevlileri arasında aynı işi yapan kişiler arasında yüzde 30-40’lara varan ücret farklılıkları mevcuttur. Denetim gibi stratejik bir görev yapan personele ödenen ücretler arasında eşitlik olmadığı gibi hiyerarşik sisteme aykırı olarak denetlenen personelden daha düşük ücretlere rıza göstermek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum yönetim biliminin temel ilkelerinden olan hiyerarşinin eğitim sisteminde adeta alt üst olduğu anlamına gelmektedir. Denetim faaliyetini yapmakla görevlendirilen personele altından kalkılması zor çalışma şartları, bölge hizmetleri, rotasyon ve yetersiz özlük hakları sunulmaktadır. Bu zorlukları görenler haklı olarak denetim gibi stratejik bir görevine girmekten kaçınırken çalışanların da motivasyonlarını büyük oranda düşürmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı son iki yıldır ilana çıktığı 750 kişilik müfettişlik kadrosunu dolduramamıştır.

Eğitim sistemindeki denetim işlevinde yaşanan sorunlar müfredat tartışmalarının yaşandığı bu günlerde çok daha can alıcı bir öneme sahiptir. Zira önemli bir toplumsal hizmet alanı olan eğitim faaliyetleri yönetim faaliyetleri ile hayata geçmektedir. Yönetim faaliyetlerinin en önemli alt işlevi denetimdir. Denetim, etkin, verimli, işlevsel bir yönetim sistemi için olmazsa olmaz bir unsurdur. Denetimi işlevsizleşmiş bir yönetim felce uğramış bir vücuda benzer. Denetimin mevcut yapısı ile eğitimdeki sorunların çözüleceğini beklemek yersizdir.

                                                                                     Ali Hikmet Demir

                                                                              alihikmetdemir@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda Şiddeti Önleme Tedbirleri Üzerine

  Son dönemde okullarda yaşanan olaylar eğitim sisteminin işleyiş düzeni üzerinde yeniden düşünüp tartışmanın gerekliliğini bir kez daha ort...