Denetime genel yönetim anlayışı
çerçevesinde bütüncü bir bakış açısı ile yaklaşmak gerekmektedir. Yönetim
bilimlerinin geldiği noktada yönetim ve denetim faaliyetleri başta olmak üzere
tüm yönetim alt işlevlerinin çağdaş bir anlayışla, eğitimin özel alanını da
dikkate alarak bir eğitim yönetim bilim anlayışıyla ele alınması gerekirken ne
yazık ki bu anlayış hemen hiçbir dönemde gelişme imkânı bulamamıştır. Bu durum
denetimin etkisizleşmesiyle sonuçlanmıştır.
Eğitimde denetim faaliyetlerinin
önemi konusunda yaşanan bir tartışma söz konusu olmamakla birlikte nasıl bir
sistem kurulması gerektiği konusunda bir fikir birliğinin bulunmadığı açıkça
görülmektedir. Söylem bazında denetimin önemine herkes vurgu yapmakla birlikte
uygulamanın söylemle başa baş, paralel, uyumlu gittiğini söylemek mümkün
görünmemektedir.
Geçmişten beri denetim
faaliyetlerine yönelik eğitim sistemimizde ciddi bir değerlendirme yapıldığı
söylenemez. Denetim faaliyetlerine yönelik bir politika geliştirildiğini,
politikaya dayalı bir denetim anlayışının olduğunu iddia etmek güçtür. Genelde
denetim faaliyetleri yönetim makamlarında bulunan kişilerin kişisel
anlayışlarına göre yürütülmüştür. Bu durum denetimden beklenen yararın ortaya
çıkmasına, geleneksel bir denetim sisteminin kurulmasına, etkin bir denetim
faaliyetinin kökleşmesine engel olmuştur.
Denetim faaliyetleri denetim
görevini yürüten kişilerin anlayışlarına bırakılmış rutin, bürokratik, yönetsel
bir faaliyet olarak kalmıştır. Denetim konusunda geçmişten beri zaman zaman
yönetmelik düzeyinde mevzuat düzenlemeleri yapılmış olmakla birlikte bunlarda
da bir bütünlük yoktur. Yapılan değişiklikler daha çok isim değişikliği, görev
alanlarına yönelik tekrar eden ekleme ve çıkarmalardan daha ileri bir adım
atıldığı söylenemez.
Eğitim sistemimizde denetim
yapısına, işleyişine ilişkin açık bir veri paylaşılmamaktadır. Bakanlığın
herkese açık sunduğu veri paylaşım platformlarında denetime dair resmi
birimlerdeki görevlilerle, görev ve sorumluluklar dışında başka bir bilgi
paylaşılmamaktadır. Eğitime dair kamuya yansıyan tartışmalarda ortaya çıkan
verilerin derlenmesi sonucunda bazı bilgilere dolaylı olarak ulaşılabilmektedir.
Paylaşılan verilerin
derlenmesinden 2015 yılı itibariyle bakanlık denetim birimlerindeki denetim
faaliyetini yürüten görevli sayısının 4500 olduğu anlaşılmaktadır. 2024 yılında
meclis gündeminde görüşmeleri yapılan Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili
tartışmalar sırasında yine kamuya yansıyan verilerde denetim faaliyetinde görev
yapan müfettiş sayısının 2000 olduğu, bu sayının dörtte birinin ise son iki yıl
içinde alındığı görülmektedir. Son on yıl içinde denetim faaliyetini yapacak
kişi sayısı yüzde elli azalmıştır. Bu durum eğitim sisteminde denetim
faaliyetlerinin ne kadar yetersiz duruma geldiğini göstermektedir.
Sadece sayısal verilerde durum bu
iken denetim faaliyetleri 2016 yılından itibaren 2022 Marta kadar tamamen
kaldırılmış durumda idi.
Denetim faaliyetlerinin bu durumu
önemli bir toplumsal bir hizmet alanı olan eğitim alanında büyük sorunlara yol
açmıştır. En başta özel öğretim alanı tamamen denetimsiz kalmış ve sonuçta
devasa boyutlarda kaçak eğitim faaliyetlerine alan açılmıştır. Halen bu alanda
önemli denetim eksiklerinden kaynaklanan temel sorunlar yaşanmaktadır. Geçmişte
büyük tartışmalara yol açan dershanecilik faaliyetleri büyük oranda kaçak
merdiven altı faaliyetlere dönüşmüştür. Son dönemde yapılan mevzuat
düzenlemeleri sonrası özel öğretim kurslarına yönelik iyileştirmeler sonrası
kısmi bir iyileşme yaşansa da LGS alanında halen büyük bir boşluk
bulunmaktadır. Yasal olarak LGS hazırlık kursu açmak mümkün olmasa da
şehirlerin en merkezi yerlerinde boy boy afişlerle, sosyal medya ortamlarında
kişisel gelişim kursları adı altında LGS kurs faaliyetleri açıkça ilan edilerek
duyurulmakta, reklam yapılmaktadır. Yasal olarak yapılması mümkün olmayan
böylesi faaliyetlerin bu kadar pervasızca ve açıkça yapılıyor olması bu
faaliyetleri merdiven altı diye nitelemekten çok farklı boyutlara ulaşmış
görünmektedir.
Özel öğretim kurumlarıyla ilgili
olarak sınavlara hazırlık kursları dışında kalan okullar ve diğer kurumlara
yönelik de kurslardakine benzer bir denetimsizlik uzun bir süre hüküm
sürmüştür. Açıldığı günden beri denetim yapılmamış kurumlarla karşılaşmak hiç
de şaşırtıcı değildir. Bu durum özel öğretim sektöründe personel hakları başta
olmak üzere binaların fiziki alt yapılarının büyük oranda ihmal edilmesine yol
açmıştır.
Özel öğretim alanında yaşanan denetimsizlik
benzer şekilde resmi kurumlar için de aynı şekilde söz konusudur. Eğitim
sisteminde denetim işlevinin ihmal edilmesi ile birlikte işleyiş tamamen okul
ve kurum müdürlerinin kişisel anlayışlarına bırakılmış bir duruma dönüşmüştür. Eğitim
faaliyetleri okullardan istenen verilerin işlendiği modüllerdeki sayısal
göstergelere bakılarak sağlıklı bir şekilde yürütülemez. Modüllerdeki
verilerden hareketle eğitimi yönetmek savaşı uzaktan yönetmeye benzer. Savaş
bizzat cephede yürütülen faaliyetlerle yürütülür ve kazanılır. Eğitimde faaliyetlerin
bizzat yürütüldüğü yerler olan okullardaki işleyişe yakından bakılması gerekir.
Bu ise etkin bir denetim sistemini gerektirir.
Gelinen noktada denetim sistemi
büyük bir kan kaybı yaşamaktadır. Bugün denetim faaliyetleri alanında görev
alacak personel bulmakta zorluk yaşanmaktadır. Halen görev yapmakta olan
denetim görevlileri arasında aynı işi yapan kişiler arasında yüzde 30-40’lara
varan ücret farklılıkları mevcuttur. Denetim gibi stratejik bir görev yapan
personele ödenen ücretler arasında eşitlik olmadığı gibi hiyerarşik sisteme
aykırı olarak denetlenen personelden daha düşük ücretlere rıza göstermek
zorunda bırakılmaktadır. Bu durum yönetim biliminin temel ilkelerinden olan
hiyerarşinin eğitim sisteminde adeta alt üst olduğu anlamına gelmektedir. Denetim
faaliyetini yapmakla görevlendirilen personele altından kalkılması zor çalışma
şartları, bölge hizmetleri, rotasyon ve yetersiz özlük hakları sunulmaktadır. Bu
zorlukları görenler haklı olarak denetim gibi stratejik bir görevine girmekten
kaçınırken çalışanların da motivasyonlarını büyük oranda düşürmektedir. Milli
Eğitim Bakanlığı son iki yıldır ilana çıktığı 750 kişilik müfettişlik kadrosunu
dolduramamıştır.
Eğitim sistemindeki denetim
işlevinde yaşanan sorunlar müfredat tartışmalarının yaşandığı bu günlerde çok
daha can alıcı bir öneme sahiptir. Zira önemli bir toplumsal hizmet alanı olan
eğitim faaliyetleri yönetim faaliyetleri ile hayata geçmektedir. Yönetim
faaliyetlerinin en önemli alt işlevi denetimdir. Denetim, etkin, verimli,
işlevsel bir yönetim sistemi için olmazsa olmaz bir unsurdur. Denetimi
işlevsizleşmiş bir yönetim felce uğramış bir vücuda benzer. Denetimin mevcut
yapısı ile eğitimdeki sorunların çözüleceğini beklemek yersizdir.
Ali Hikmet Demir

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder