19 Mayıs 2024 Pazar

Müfredat Tartışmaları Eğitim Sorunları İlişkisi


 

Müfredat değişimi ile ilgili taslak üzerinde görüş ve değerlendirmeler kamuoyunda yoğun bir şekilde devam ediyor. Taslaklara yönelik görüş ve değerlendirmeler büyük oranda bakanlığa ulaşmış durumda. Taslaklarla ilgili bundan sonra yapılacakları hep birlikte takip edeceğiz.

Müfredatın uygulanma durumu yakından takip edilmeden değiştirilmesi yararlı olmaz. Eğitim sistemimizde müfredatın uygulanma durumuna yönelik bir takip ve değerlendirmenin etkin bir şekilde yapılabildiğini söylemek oldukça zor görünüyor. Buna rağmen müfredat değerlendirmesinin hangi veriye dayanarak yapıldığı konusunda sorular oluşuyor.

Okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim düzeyinde derslerde uygulanan müfredata ilişkin veriler nereden elde edildi?

Okulöncesi, İlkokul, Ortaokul ve Ortaöğretim düzeyinde 2016 yılından beri hiçbir denetim yapılmamakta iken verilere nasıl ulaşıldı?

Müfredatın uygulanmasına ilişkin veriler nereden elde edildi?

Milli Eğitim Bakanının basındaki açıklamalarından müfredata ilişkin değerlendirme ihtiyacının PİSA sınavlarındaki verilerin incelenmesi sonucunda ortaya çıktığı anlaşılıyor. Bakanlık eğitim sisteminin içindeki işleyiş sürecini, sürece ilişkin verileri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşmıyor. Yıllık olarak yayınlanan istatistiklerde sadece sayısal veriler paylaşılıyor. Bu verilerden hareketle sistemin işleyişine ilişkin bir kanaat oluşturabilmek mümkün değil.

Bakan beyin söylemlerinden hareketle bakanlıktaki çalışma sistemleri hakkında ancak tahminlerde bulunulabiliyor. Oysa yıllarca söylemlerde kullanılan yönetişim kavramının içinde sisteme ilişkin her tür verinin şeffaf bir şekilde paylaşılması, alınan kararların sistemin içinde yer alanlarla işbirliği içinde çalışılması ile alınacağı gibi temel ilkeler var. Buna rağmen müfredata ilişkin değişime ihtiyaç olduğunu gösteren veriler açık bir şekilde hiç kimse ile paylaşılmadı. Bakan beyin söylemlerinde PİSA sınavlarında başarılı olan ülkelerin eğitim sistemleri ile ülkemiz eğitim sisteminin karşılaştırıldığı, bu karşılaştırma sonucunda kendi eğitim sistemimizdeki değişim ihtiyaçlarının ortaya çıktığı yönünde değerlendirmeler yaptığı görülüyor. Eğitim sisteminin içinde müfredatta hangi alanlarda ne tür değişimlere ihtiyaç olduğuna dair bir tartışma, görüşme, inceleme, araştırma yapıldığı duyulmuş değil. Buna rağmen bir anda büyük bir çabayla yüzyıla yönelik bir müfredat çalışması ve buna ilişkin taslaklar kamuoyunun görüşüne sunuldu. Bir hafta içinde değerlendirme yapılması istendi. Taslaklara yönelik yapılan genel değerlendirmelere bakıldığında bu sürenin yeterli olmadığı dile getirildikten sonra bakanlık bu süreyi bir miktar daha uzattı. Buna rağmen bu sürecin yeterince sağlıklı yürütüldüğünü söylemek güç görünüyor.

Okul öncesi eğitim programı daha henüz 2024 Şubat ayında yeni yayınlanmıştı. Buna rağmen taslakta 392 sayfalık devasa bir değişimin hazırlandığı görülüyor. Okul öncesi eğitime yönelik çalışmalar okullarda öğretmenler tarafından uygulanmaktadır. Öğretmenlerin uyguladığı 2013 programı Şubat 2024’te değişmiş iken Mayıs 2024’te yeniden değişmesinin nedenine ilişkin tatmin edici herhangi bir açıklama yok dense yanlış olmaz. Okul öncesi eğitim programının uygulanmasına ilişkin veriler kamuoyuyla paylaşılmış değil. Okulöncesi eğitim faaliyetleri ancak öğretmen görüş ve değerlendirmelerine dayalı olarak yapılabiliyor. Okulöncesi eğitim programının öğretmenler tarafından nasıl uygulandığına ilişkin bir veri yok. Okulöncesi eğitim programlarının uygulama süreçlerinin sınıf ortamında takip edilmesi gerekirken böyle bir takip, denetim, rehberlik ve değerlendirme yok. Sadece öğretmenin kişisel anlayışına dayalı bir uygulamanın ne derece etkin uygulandığı bilinmeden hemen değiştirilmesinin mantığını anlamak oldukça zor görünüyor.

İlkokul düzeyindeki müfredat değişimi için ilkokullardaki uygulamalara yönelik verilerin bulunması gerekiyor. Oysa bakanlıkta ilkokula yönelik uygulamalar konusunda da yakından bir takip, denetim ve değerlendirme yapılmıyor. Denetim ve değerlendirme olmaksızın verilere nereden ulaşıldığı sorusunun cevabı yok. İlkokullarda sınav yapılması uygulaması son dönemlerde kaldırılmış durumda. Sınav olmamasına rağmen uygulanan müfredatta ölçme ve değerlendirme olmak zorunda. İlkokul düzeyinde öğretmenler tarafından yapılması gereken ölçme değerlendirme sürecine ilişkin herkes tarafından anlaşılan, uygulanan, bilinen bir yöntem, teknik gibi veri toplama araç gereci bulunmuyor. Müfredatta her öğretmenin kişisel anlayışına dayalı ölçme değerlendirmeye yönelik yönlendirmeler, bilgilendirme ve açıklamalar var. Bununla birlikte bunların kullanımına yönelik bir takip ve değerlendirme olmaması nedeniyle bu araç gereçler hemen hiç kullanılmıyor. Bu araç gerece dayalı toplanmış bir veri de bulunmuyor. İlkokul düzeyinde de müfredatın uygulanma düzeyine ilişkin bir denetim, değerlendirme sistemi, süreci yok. O halde ilkokul düzeyinde mevcut müfredatta değişim ihtiyacı nereden doğdu sorusunun da cevabı bulunmuyor.

Bakan beyin söylemlerinden PİSA sınav sonuçlarından hareketle sistemde sadece müfredata yönelik alt ve üst kademelere doğru bir değişim çalışmasının yapıldığı anlaşılıyor. Bu çerçevede muhtemelen bu çalışmalarda görevlendirilmiş öğretmenlere müfredatı sadeleştirin talimatı verilerek bir taslak hazırlatılması yoluna gidilmiş gibi görünüyor. Görev alan öğretmen grupları kendi branşları bazında alt ve üst kademelere yönelik masa başı çalışmaları yaptıklarını söylemek çok da yanlış olmaz. Elbette bu masa başı çalışmalarında alt ve üst kademelerde görev yapan öğretmenlerin önceki yıllarda dile getirdikleri önerilerden oluşan raporlardan yararlanıldığını kabul etmek aklın bir gereği. Ancak bu çalışma sisteminin eğitim bilim ilkelerine, program geliştirme sürecinin ilkelerine tam olarak uyduğunu iddia etmek güç. 

Bakanlığın her kademeye yönelik uygulanan müfredatın değiştirilmesine ilişkin gerekçesini kamuyla mutlaka şeffaf bir şekilde açıklaması gerekiyor. Bu gerekçede mevcut durum ve sorunların, değiştirilmeye ihtiyaç duyulan yönlerin somut verilere dayalı olarak anlatması, açıklaması gerekiyor.

Müfredat değişim çalışmalarına bakıldığında PİSA sonuçlarının bu çalışmaya dayanak teşkil ettiği daha net görülüyor. PİSA sonuçları fen, matematik ve dil alanındaki becerilere yönelik mevcut durumu gösteriyor. Bu alanlar da programlarla ilgili. Bu nedenle müfredat dışındaki eğitim alanındaki sorunların bu aşamada ele alınmama gerekçesi daha kolay anlaşılabiliyor. Bakanlık PİSA sonuçlarındaki başarı/başarısızlık nedenlerini müfredat değişimi ile çözebileceğini düşündüğü anlaşılıyor. Oysa eğitim sisteminde müfredat alanı dışında da pek çok çalışma ihtiyacı bulunan alanlar var. Fakat eğitime dair en somut veriler PİSA sonuçlarında ortaya çıkıyor. PİSA türü sınavlar dışında eğitimin niteliğine dair bir veri toplama aracı yok. Son dönemde bakanlık ABİDE(Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) isimli PİSA sistemine uyum sağlayacak başka değerlendirme sistemleri de geliştirmeye çalışıyor.

Eğitim sisteminde akademik başarı alanı dışında başka çalışma alanlarının da dikkate alınması gerekiyor. Eğitim sadece akademik başarıdan ibaret değil. Akademik başarı sadece müfredat alanında yapılacak değişmelerle geliştirilemez. Akademik başarı eğitim sisteminin içindeki çalışma düzeninde yaşanan sorunların tümünün bir sonucu, göstergesi. Oysa bakanlık sadece akademik başarıya odaklanarak sistemdeki diğer sorun alanlarını görmezden gelerek tüm sorunları çözebileceğini inanıyormuş gibi davranıyor.

Eğitim sisteminde akademik başarı dışında başka sorun alanlarına odaklanılmadığı göstergesini söylem düzeyinden çıkarmak gerekiyor. Ancak eğitim sisteminin sorun alanları konusunda gösterge niteliğinde bir veriye ulaşmak kolay değil. Akademik başarıda PİSA sonuçları bir gösterge iken sistemin diğer çalışma alanlarına yönelik benzeri bir veri toplama aracı bulunmuyor.

Eğitim sisteminde merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı, bu teşkilatın çalışma sistemi, bu yapının işleyiş düzeni, yapının içinde yer alan yönetici, öğretmen ve diğer personel, eğitimin yapıldığı yerler olan okulların mevcut durumlarının niteliği, eğitimin yönetilmesi, öğrenme-öğretmen süreçlerinin uygulanması gibi pek çok alanda ne tür sorunların olduğuna dair veri üretebilmek oldukça zor. Bu tür verilerin üretilebilmesi ancak sistemin çözümlenmesi sonucunda mümkün olabiliyor.

Eğitim sisteminde yönetim bilim ilkeleri açısından bakıldığında sistemin işleyişi ancak denetim/değerlendirme çalışmaları ile yapılabiliyor. Denetim faaliyetleri yönetim sisteminin alt sistemi olarak sistemin çözümlenmesini, sistemin belirlenen amaçlar doğrultusunda işletilmesinin düzeyini, durumunu, niteliğini belirlemek amacıyla yapılması gerekiyor. Literatürde denetim işlevi, diğer yönetim işlevlerinin üstünde, her bir işlevin genel yönetim hedeflerine ne derece uygun hareket edildiğini takip edip değerlendiren bir üst işlev olarak tanımlanmaktadır.

Oysa eğitim sistemimizde denetim sistemi uzun zamandır veri üretmekten çok uzak bir duruma getirilmiş durumda. 2016 yılından beri eğitim sistemimizde denetim çalışmaları adı altında bir çalışma yok denecek düzeydeydi. 2022 yılına gelinceye kadar denetim alanında bir mevzuat dahi yoktu. Denetim alanında çalışan personel sayısı en alt düzeylere kadar inmişti. Eğitim sisteminin denetim görevini yürüten birimlere 2009 yılından beri çalışan alınmıyordu. Çok yetersiz sayıdaki personel ile denetim çalışmasının yapılması mümkün olmaması nedeniyle denetim faaliyeti tamamen durmuş düzeylerdeydi. Mevcut müfettişlere yönelik çalışma düzeni kaldırılmıştı. Mevcut müfettişlerin yaptığı denetim görevi şahsa bağlı kadrolara dönüştürülmüş ve emekli olan müfettişlerin yerine yeni müfettiş alınması yapılmıyordu. Bu durum 2022 yılına kadar devam etti. 2022 yılında yeni bir mevzuat düzenlemesi yapılarak 13 yıl sonra ilk defa denetim işini yapacak personel alınmasına yeniden karar verildi. Bu karar öncesi illerin çoğunda müfettiş sayısı çok çok yetersiz düzeylerde, hatta bazı illerde hiç müfettiş kalmamış durumda idi. Bakanlık 2022 yılında 750 kişilik bir müfettiş kadrosu almayı planladı ve kamuoyuyla paylaştı. Bakanlığın bu güne kadar yaptığı iki sınavda almayı düşündüğü 750 kişilik kadroyu doldurmayı başaramadı. Halen bunun yarısına yakın kişiyi sisteme ancak dahil edebilmiş durumda.

Eğitim sisteminde denetim faaliyetlerinde önemli sorunlar yaşanıyorken sistemin sağlıklı işlemesine ilişkin denetim aracılığıyla bir veriye ulaşılabilmesini beklemek akla uymayan bir beklenti. Dolayısıyla denetim sistemi işlemeyince genel sistemdeki sorunlar da doğru bir şekilde tanınamıyor. Denetim bir yönüyle vücuttaki sinir sisteminin görevini yerine getirmesi gerekirken bizim sistemimizdeki denetimin mevcut durumuna bakınca felce uğramış bir eğitim sistemi haline gelindiği söylense yanlış olmayan bir görüntüyle karşılaşılıyor. Zira denetim sistemi etkin bir şekilde işletilemiyor. Yeterli personel yok. Etkin bir yapı kurulabilmiş değil. Yönetim bilim ilkelerine uygun bir yönetim-denetim sistemi kurulabilmiş değil. Nasıl bir denetim sistemi sorusunun cevabını çözmeden etkin bir yönetim sistemi kurulabilmesi mümkün değildir.

Bu durumda eğitim sistemindeki sorun alanları konusunda kamuya açık sağlıklı bir veri sunabilmek çok kolay olmuyor. Müfredata yönelik değişim sürecinden acilen çıkılması sonrası eğitim sistemimize tepeden fakat eğitim bilim ilkelerine uygun bir anlayışla yeniden bakmak gerekiyor. Bu bakış sonrası sistemin yine eğitim bilim ilkelerine uygun bir şekilde ele alınması, yapılandırmaya acil ihtiyaç gösteren alanlar üzerinde hemen çalışmaya başlanması gerekiyor. Müfredat sorunu sistemdeki sorun alanlarından sadece bir kısmını içeriyor.

                                                                                     Ali Hikmet Demir

                                                                              alihikmetdemir@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okulda Şiddeti Önleme Tedbirleri Üzerine

  Son dönemde okullarda yaşanan olaylar eğitim sisteminin işleyiş düzeni üzerinde yeniden düşünüp tartışmanın gerekliliğini bir kez daha ort...