Manisa
ili 2014 yılından itibaren büyükşehirlere yönelik yapılan yasal düzenlemeler
sonrası nüfus kriteri dikkate alınarak büyükşehir statüsüne geçmiş. Yasal
olarak büyükşehir kriterini tutturduğu tek yön nüfus olması aslında şehrin
gelişmişlik düzeyine ilişkin bir gösterge. Nüfus kriteri konulurken il
merkezlerinin nüfusu yerine ilin tamamının dikkate alınması da bir başka problemli
durum. Manisa ili merkez dışında Turgutlu, Salihli, Akhisar gibi ilçeleri ikinci
derecede, Soma ve Alaşehir üçüncü derecede nüfus büyüklüğüne sahip ilçeler.
Manisa ilindeki nüfus yoğunluğunun en önemli nedeni İzmir’e yakın olması
nedeniyle doyuma ulaşmış İzmir sanayisinin genişleme alanı olarak Manisa’nın görülmesi
gibi görünüyor. İzmir ilindeki iş sahalarında ortaya çıkan sıkışma sonucunda
çıkış aranması bir bakıma Manisa’daki iş imkanlarının da çoğalmasına neden
olmuş denebilir. Ancak ortaya çıkan nüfus yoğunluğuna karşı uzun vadeli bir
planlama olmaması nedeniyle Manisa ilinde şehirleşmede önemli sorunların ortaya
çıkmasına neden olmuş.
Yapılaşma
olmamış alanlar önceden planlanmış olsa gelen nüfusa ev yapacakları,
yerleşebilecekleri hazır arsalar sunulabilmiş olsa kimin nereye ne yapacağını
bilmiş olurdu. Ancak ülkemizde imar işleri rant aracı olarak görülür olmaktan
çıkmadığı için ne yazık ki hiçbir yetkili makam böyle bir hazırlık ve planlama
yapmayı kabul etmek istemiyor.
Şehir
Spil dağının dibinde sıkışıp kalmış durumda. Eski Manisa diye nitelenen
mahallelerde sokaklar daracık. Binalar yapılırken otopark ihtiyaçları sadece
mevcut sokaklar düşünülmüş. Bu nedenle cadde diye nitelenen yollara sağlı sollu
park eden araçlar sonrası ortada ancak bir tek aracın geçebileceği kadar bir
yer kalıyor. Karşılıklı gelen iki araç olursa ve hareket alanı da olmazsa artık
şoförlere Allah kolaylık versin. Kaldırımlar ise aynı şekilde neredeyse
karşılıklı iki yaya yan yana rahat bir şekilde geçemeyecek kadar dar. Yeşil
alan zaten hiç yok denecek durumda. Binalar adeta tren katarı gibi birbirine
yapışmış durumda. Binaların arasında hava akımı, güneş görme şansınız yok
denecek düzeyde. Bir hava alayım deseniz çevrede park alanı yok gibi. Şehri bu
hale sıradan insanların kendi kendilerine getirebilmesi mümkün değil. Binalara
bu şekilde ruhsat veren belediye yetkilileri en baş sorumlu durumundalar. Yıllar
yılı şehri yönetenler insanların hırslarına alet olarak gelecek kuşakların planlı
ve ferah bir şehirde yaşama haklarını ipotek altına aldıklarını hiç dikkate
almamışlar. Şehirde İzmir Caddesi diye nitelenen en ana arter caddeye
alternatifler hiç düşünülmemiş. Sanayi bölgesi olarak kullanılan şu anki alan
bugün şehrin ortasında kalma durumuna gelmiş. Eski şehir olarak nitelenebilecek
yerlerin bir kısmı ise gecekondu düzeni ile inşa edilmiş. Dağın eteklerindeki
yerler derme çatma gecekondu görünümlü binalarla dolu. Eski şehir yerleşim
yerlerinde yaşanan sorunların kısa vadede çözülebilmesi mümkün değil. Bari
geçmişin hatalarını bugün tekrar etmeyelim denilmesi gerekirken ne yazık ki
aynı hataların bugünkü belediye yöneticileri tarafından da tekrar edildiğini
görmek gerçekten çok acı.
Manisa
il merkezinde çoğu mahalleler geçmişten bugüne yaşayan insanların kendi sahip
oldukları arsalarına istek ve ihtiyaçlarına göre aldıkları izinlerle yapılaşmış
durumda. Bazı mahalleler kısmen de olsa yeni yapılaşmanın olduğu yerler.
Uncubozköy, Güzelyurt, Horozköy ve Muradiye bunlardan başlıcaları.
Uncubozköy
diye bilinen mahalleye gidildiğinde geniş yollar, ferah bir çevre, otopark
alanları, yeşil alanlar bulamıyorsunuz. Binalar yeni ancak yetersiz yol ve yaya
alt yapısı ile yeşil alanlarda da sorunlar büyük. Gelişmiş şehirciliğin
göstergesi durumunda olabilecek bisiklet yolları, yayalar için yürüyüş yolları,
yeşil alanlar ve spor alanları, araç otopark alanları Manisa için daha çok uzak
bir gelecekte gibi görünüyor.
Güzelyurt
civarında site içinde yer alan iki veya üç katlı villa tipli yerleri düşünenler
bir nebze de olsa şehre hava alma imkanı sunmuş gibi görünüyor. Fakat buralar
da on kat üzeri devasa binalarla çevrilmeye başlamış durumda.
Horozköy
diye bilinen civar geçmişte derme çatma yapılaşmadan kurtulmak için yoğun bir
yapılaşma içinde ancak eski Manisa’daki hatalar burada da sürdürülüyor
denebilir. Horozköy’de de bina ve araçlar dışında yayaların düşünüldüğünü
gösteren bir işaret görmek zor. Horozköy civarı henüz boş gibi görünüyor.
Buralar şimdiden planlanarak geleceğe dair hazırlık yapılması için vakit geçmek
üzere. Horozköy’den çevre yoluna giden yolların geliştirilmesi, kanal boyu diye
nitelenen yolların iki yönden de elden geçirilerek alternatif ulaşım
kanallarının açılması gerekiyor. İnsanların aileleri ile veya bireysel olarak
çıkıp yürüyebilecekleri, hava alabilecekleri çevrelerin, bisiklet yollarının,
park alanlarının ve otoparkların düşünülmesi gerekiyor.
Muradiye
mahallesi son 5-10 yıl içinde devasa bir nüfus patlaması yaşandığı söylenen bir
yerleşim yeri. Büyükşehir belediyesi olmadan önce var olan belediye son anda
yaptığı bir hamle ile beldedeki kişilerin bireysel menfaatlerinin oyuncağı
haline gelerek büyük bir hata yapmış gibi görünüyor. Bu mahalle de geleceğin
sorunlu yerleşim yerlerinden biri olmaya aday. Büyükşehir belediyesi ve ilçe
belediyesi el ele vererek burası için bir an önce harekete geçmesi gerekiyor.
Mahallenin giriş ve çıkış yollarının alternatiflerinin bir an önce çoğaltılması
lazım. Otuz bini aşan nüfusu üç tane giriş çıkış yoluna mahkum etmenin
mantığını anlamak zor. Acilen demiryolu alt geçitlerinin araç trafiğine uygun
hale getirilmesi, Menemen yoluna alternatif bağlantı yolları, üniversite
kampüsüne giden alternatif yollar açılması gerekiyor. Mahallenin Horozköy
güzergahı ve Bağyolu güzergahındaki yollarının genişletilmesi, yaya yürüyüş yolları,
yaya kaldırımları, bisiklet yolları, park alanları, otopark alanları ve yeşil
alanların hayata geçirilmesi gerekiyor.
Manisa
ili geçmişte demiryolu ile ikiye bölünmüş bir şehir. Demiryolu şehri bölerken
yapılaşma ve ulaşımı da büyük oranda sınırlamış. Geçmişte var olan duruma uygun
bir ulaşım ve yapılaşma planlaması yapılmadığı için şu an itibariyle şehir
içinden çıkılmaz sorunlarla boğuşmaya mahkum olmuş durumda. Demiryolunu kesen
hemzemin geçitlerin sayı ve nitelik olarak yetersiz olması ulaşımı daha da
içinden çıkılmaz hale getirmiş durumda. Muradiye mahallesi ile Horozköy
arasında hiçbir geçiş imkanı yok. Bu durum tüm trafiğin bu iki noktaya
yönelmesine neden oluyor. Belediyenin bu konuya acil çözüm düşünmesi gerekiyor.
Tüm bu sıkışıklık yetmiyormuş gibi demiryolunun hemen dibine bina yapım izni
verilmesi büyük bir hata. Demiryoluna paralel karayollarının acilen açılması
gerekiyor.
Kuşlubahçe
mahallesine giriş ve çıkış noktasının ve şehrin doğusundan batıya geçişte sadece
Mimar Sinan Bulvarının tek yönünün ayrılmış olması da yine tüm trafiği Devlet
Bahçeli/Öğretmenevi önü üst geçidine yığılmasına neden oluyor. Açılışı henüz
yapılmış olan üst geçit daha şimdiden sıkışmaya neden olmaya başlamış durumda. Akhisar
caddesi ile Kuşlubahçe mahallesi arasında, Mimar Sinan Bulvarına yani şehrin
doğusundan batısına geçişi kolaylaştıracak alternatif olabilecek yollar ve
güzergahların mutlaka açılması gerekiyor.
Şehirde
doğudan batıya, kuzeyden güneye geniş ve alternatif yollar açılmadığı sürece
Manisa ilinde trafiğin, ulaşım alt yapısının gerçek anlamda bir büyükşehir
görünümünü kazanabilmesi zor görünüyor. O zamana kadar devasa kasaba
görünümündeki bu şehirde sıkış tepiş yaşıyormuş gibi yapmaya devam edeceğiz
demek çok yanlış olmaz.
Ali Hikmet Demir

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder